Takip Edin

Güncel

“Yollar savaş alanına döndü”

Trafikte Güvenli Yaşam Derneği, Ulaştırma Bakanlığı’nın trafik konusunda verdiği sözlerin hiçbirinin yapılmadığını, Bakanın uzmanlar yerine rant çevrelerini tercih ettiğini, eğitim müfredatına girecek kitapların da hâlâ müfredata konmadığını vurguladı

Bir grup sivil toplum örgütü, trafik sisteminin bir an önce toplumun sağlığı, güvenliği ve refahına hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmesi talebinde bulundu. 

Trafikte Güvenli Yaşam Derneği (TGYD), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kooperatif Görevlileri Sendikası (KOOP-SEN) ve Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) eğitim, denetim ve trafik mühendisliğinin bir bütün olarak çalışacağı trafik güvenlik sistemi mücadelesinin süreceğini açıkladı.

KTOEÖS’te bugün bir araya gelen 5 örgütün temsilcileri, trafikte ehliyet sistemi, trafik kuralları, yol standartları gibi birçok konuda eksik ve hata bulunduğuna işaret ederek, sistem değişikliğine ilişkin görüşlerini aktardı.

“2018’DE SÖZ VERİLEN UYGULAMALARIN HİÇBİRİ YAPILMADI”

Sendika yetkilileri, toplantıda yaptığı açıklamada, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın TGYD ile birlikte hazırlanan ve 21 Mayıs 2018’de “Trafik Güvenliği ve Ulaştırma Sistemi” basın toplantısında hayata geçirileceği söylenen uygulamaların hiçbirinin yapılmadığına işaret etti. Bakanın, işin gerçek uzmanları yerine bazı rant çevrelerini tercih edip, bu çevrelerin menfaatlerine yönelik hareket ettiği iddia edildi.

Araç muayene hizmetinin Avrupa Birliği (AB) uzmanlarının önerilerine tamamen ters olarak, tek bir şirkete verilerek özelleştirilmesinin planlandığını ileri süren örgütler, bu değişikliğin devleti ciddi bir mali kaynaktan mahrum edeceğini savundu.

TGYD Başkanı Taner Aksu, basın toplantısında yaptığı konuşmada, trafik güvenlik sisteminin oluşamamasından dolayı yolların adeta “savaş alanına” döndüğünü söyledi.

Trafiğin 3E olarak nitelendirilen “Eğitim, Denetim ve Trafik Mühendisliği” ayakları bulunduğuna işaret eden Aksu, TGYD ve KTÖS iş birliğiyle hazırlanmış anaokul ve ilkokul 1-2-3. sınıfların eğitim müfredatına girecek kitapların hâlâ müfredata konmadığının altını çizdi.

Trafik Güvenlik Sistemi’nin hayata geçmesinin tek istekleri olduğunu belirten Aksu, “Son 20 yılda bu sistem oluşturulmuş olsaydı, yüzlerce ölümün önüne geçilmiş olurdu” diyerek, hükümet ve Meclis’e duyarsızlık eleştirisinde bulundu.

Hazırlanan ortak basın bildirisini okuyan TGYD Başkan Yardımcısı Hüseyin Sevay, adeta savaş alanına dönen trafikte 3E’ye dayalı, hayat kurtaracak ve kalıcı sakatlıkları önleyecek bir sistemin oluşması gerektiğini, aksi halde yapılanların hiçbir insani amaca hizmet etmeyip, toplumun ölüm ve kalıcı sakatlıkları saymaya devam edeceğini vurguladı. 

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanının, 21 Mayıs 2018’de üzerinde mutabakata varılan konularla ilgili konuşurken verdiği sözlerin hiçbirini tutmadığını savunan Sevay, bunun yerine bazı rant çevrelerini tercih ederek, onların menfaatlerine yönelik adımlar atıldığını iddia etti.

Sevay, araç muayene hizmetinin Avrupa Birliği (AB) uzmanlarının önerilerine tamamen ters olarak, tek bir şirkete peşkeş çekilerek özelleştirilmesinin planlandığını, bu özelleştirmenin, devleti ciddi bir mali kaynaktan mahrum ederken hayal edildiği şekilde bir hizmet kalitesi de sağlamayacağını belirtti.

Hüseyin Sevay, araç muayene hizmetinin, AB uzmanlarının önerdiği gibi, özel bir şirket tarafından değil de, AB’nin yardımlarıyla devletin oluşturacağı yeni bir sistemle vermesi gerektiğini kaydetti.

Sevay ayrıca, 2020 yılı başında yürürlüğe girmesi için Bakanlar Kurulunca düğmeye basılan “Sürüş Eğitim İzni ve Sürüş Ehliyetleri Sağlık Tüzüğü” ile AB yasalarına uyum kisvesi altında ilgili AB direktifinde var olmayan ağır şartlar getirilerek, her yeni ehliyet alma ve yenileme durumunda tüm sürücülerden sağlık raporu isteneceğini; böylelikle zaten çalışmayan sağlık sistemine gereksiz bir yük daha bindirilerek, özel sağlık kuruluşlarının rant kapısı haline getirileceğini iddia etti.

TGYD Başkan Yardımcısı Sevay, yeterli hiçbir altyapı yokken ve polis yeterince en temel denetimleri dahi yapamazken polise uyuşturucu denetimiyle ilgili sorumluluk yüklenmeye çalışılmasının tamamen yanlış olduğunu kaydetti.

Sevay şöyle devam etti:
“2017 yılının ortasında toplum tarihimizde ilk kez meclis bünyesinde trafik güvenliği üzerine çalışmalar yapmak üzere özel statüde bir komite kurulmuştu. Bu komitenin altında daimî görev yapmak üzere TGYD’den bir profesyonel trafik mühendisi ve bir akademisyen, Doğu Akdeniz Üniversitesinden ise bir akademisyenden oluşan bir uzman danışman grubu seçilmişti. Bu çalışmalar yolunda devam ederken hükümetin değişmesi üzerine tüm çalışmalar durdurulmuş ve bir sonraki hükümet döneminde Meclis İçtüzüğüne rağmen bu komite yeniden canlandırılmamıştı.
Uzun bir çalışma sürecinin ardından TGYD ve KTÖS iş birliği ile hazırlanmış ve Telsim sponsorluğu ile bastırılıp Eğitim Bakanlığına teslim edilmiş anasınıf ve ilkokul 1-2-3. sınıf trafik güvenliği eğitimi kitapları hala müfredata konmamıştır. Unutulmamalı ki trafik güvenliği eğitimi 3E sisteminin vazgeçilmez parçalarından biridir.

Ehliyet sistemi, trafik kuralları, yol standartları gibi birçok konuda sayısız eksiği ve hatası bulunan trafik sistemimizin bir an önce toplumun sağlığı, güvenliği ve refahına hizmet edecek şekilde yeniden tasarlanması gerekmektedir. Reform şarttır. Bunu yapmak bir seçenek değil, bir mecburiyettir. Ciddi ve istikrarlı adım atılmadığı her gün toplumumuz için bir kayıp olmaya devam edecektir.
Burada bir araya gelmiş örgütler olarak eğitim, denetim ve trafik mühendisliğinin bir bütün olarak çalışacağı bir trafik güvenliği sistemi için vermekte olduğumuz mücadeleyi sürdüreceğiz. Hak ettiğimiz trafik güvenliği sistemine kavuşmamız için halkımızın da sesini yükseltmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz.”

ELCİL

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, konuşmasında, çok yoğun çalışmalarla Avustralya’daki sistemi örnek alarak hazırladıkları trafikle ilgili eğitici kitapların önce Kemal Dürüst, sonra Özdemir Berova ve ardından Cemal Özyiğit’e sunulduğunu ve söz alındığını fakat bu kitapların müfredata halen sokulmadığını belirtti.

TGYD’nin öğretmenlere kitaplarla ilgili kurslar da verdiğini hatırlatan Elcil, “Buna karşın bakanların ilgisizliği ve umursamazlığı kitapların eğitim müfredatına konulamamasını getirdi” dedi. Elcil her geçen gün insan hayatının trafikte daha büyük bir tehlikeye girdiğini, özellikle bir başka derneğin etkisiyle alımı sağlanan ve olur olmaz yere dikilen sabit hız tespit radarlarının devlete ek gelir kapısı olarak hizmet verdiğini, bunun yerine sürücülerin trafikteki hata yapmasının engellenmesi gerektiğini ifade etti.

Ciklos’ta geçen yıl selli yağmur sırasında sulara kapılarak hayatını kaybeden 4 kişiyi hatırlatan Elcil, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın bu konuda sorumluluğu olduğunu savundu.

 Elcil, yetkililerin açılan soruşturmalarda sorumluluktan kaçtıklarını ve devletin olayda sorumluluğu bulunan kişilerle ilgili herhangi bir adım atmadığını ifade etti.

Birilerine rant sağlamak için yollara konulan aydınlatma ışıklarının kavşakları ve yolları aydınlatmaya yetmediğini savunan Elcil, Ercan-Çukurova arasındaki yolun 10 gündür “yamalama yapılacağı” gerekçesiyle kapalı tutulduğunu ve Devletin 10 günde “yamalamayı” bitiremediğini söyledi.

Yetkililerin birilerine rant sağlama, peşkeş çekme ve kâr sağlama amacında olduklarını iddia eden Elcil, bundan dolayı oluşan tüm stresi ve zararı toplumun çektiğini söyledi.

Devamını oku

Güncel

“Türkiye ile her konuda aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz”

Bütçe görüşmelerinin ikinci gününde kürsüye çıkan CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Son dönemde bazı kavramları ortak kullanmaya başladık. Bunlardan ne anladığımız farklı olabilir ama kullanılan kavramlar benzeşmeye başladı. Bunlardan biri ‘kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmak’ diğeri de ‘statüko’… Statüko daha önce çözüm konusunda istekli olanların sözcüğüyken şimdi farklı kesimler tarafından da dillendirilen bir sözcüğe dönüştü. Statüko denen şeyi tanımlarsak yol hattını da oluşturabiliriz. Statüko dediğimiz şey adada bir çözüme ulaşılamamış olması ve BM’nin sürekli olarak sürdürülemez dediği şeydir. Bunun yansımaları da en azından bizim açımızdan öngörülemez bir durumun devamlılığı, dünya ile arzu ettiğimiz biçimde buluşamamak, diyaloğu geliştirememek ve uluslararası hukukun çerçevesi içerisine bir türlü girememektir.”

“Daha somut tabirle içinde bulunduğumuz koşullar doğrudan ticaret yapamama, direkt uçuşların olmaması, Maraş’ın onlarca yıldır kapalı kalması, kültür, sanat insanlarımızın, sporcularımızın uluslararası alanda kendilerini göstermekte zorluklarla karşılaşması. Yükseköğretim kurumlarımızın yine bir sürü problemle karşı karşıya kalması.”

“Bunu değiştirmek konusunda hemfikir miyiz? Görebildiğim aynen devam etsin diyen biri yok. O zaman rasyonel gözle bakmamız lazım ve bu statükoyu nasıl değiştirebiliriz konusunda fikrilerimizi yarıştırmamız lazım.”

“Rumlar çözüm olmasa da AB’ye gireceklerini düşünerek oy kullandılar ve hayır dediler. Statüko olduğu gibi kaldı. Bugünkü koşullarda doğrudan ticaret yapamıyoruz, turizmin ihtiyacı olan direkt uçuşlar konusunu çözmüş değiliz. Statüko buysa ve bugüne kadar değiştirilemediyse ne yapmamız gerekir konusu temel sorudur.”

“Cumhurbaşkanlığı makamı BM şemsiyesi altında toplum liderliği makamıdır. Bunun üzerinden çok daha proaktif olmak zorundayız. Elimiz güçsüz değil, Maraş konusunda bir şeylerin değişmesi gerektiği ortadır. BM ile kararları istişare ve müzakere etme zeminimiz vardır.”

“Temel derdimiz Kıbrıs Türk halkının varoluşunu, kimliğini, kültürünü geleceğe taşıma gailesidir. En önemli meselemiz budur. Bunu öteye taşıyıp Kıbrıslı Türkleri özne kılacaksak kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmalıyız. Bu olmadığı müddetçe kendi kararlarımızı kendi organlarımızla olması gerektiği biçimde veremeyeceğimiz ortadadır.”

“Kapsamlı çözüme ulaşamadığımız koşullarda çözüme adım adım ilerleme yolunda adım atmamız lazım. Zaman zaman tek taraflı, zaman zaman GYÖ ile gerçekleşir ama hepsini bütün dünya ile konuşarak yapmak mümkündür.”

“Türkiye ile KKTC her konuda aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Geçmişte de olmadı. Lokmacı Barikatı’nın açılması sırasında yaşananları hatırlayın ama asla diyalog kopmadı ve ekonomik açıdan büyük fayda sağlayan kapı açıldı.”

“Yürümemiz gereken yol rasyonel düşünüldüğünde çok net biçimde karşımızda duruyor. Sonuca ulaşamadığımız noktada hem çözüm irademizi hem de hak ettiklerimizi, haklı taleplerimizi anlatmak gerekir.”

“Cumhurbaşkanlığı makamını daha efektif kullanmamız gerekiyor. Hükümetler olarak siyasi istikrar sorunumuz var ve 12 – 13 aylık hükümetlerle bu işlere odaklanamıyoruz. Cumhurbaşkanlığı makamının yürütme yetkisi ve görevi başlığı altında yazanları tartışmaya ihtiyacımız var. Kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle sağlaması gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Anayasanın 111 maddesinde güvenlik sorunu tartışılırken Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun başında cumhurbaşkanının bulunduğunu, dolayısıyla bu kurulun güvenlikten temel sorumlu kurul olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Ekonomi konusunda da cumhurbaşkanının yetkisi vardır. Beş yıl görev yapan bir makam olduğunu düşünürsek ve cumhurbaşkanlığının yetkilerini artırırsak hükümetler değişse bile o kurulların istikrarı ileriye doğru taşınabilecek demektir.”

“Cumhurbaşkanlığı makamı doğrudan halk oyuyla seçilen bir makamdır. Türkiye buna yeni geçti ama bizde 1975’ten beri cumhurbaşkanını halk seçiyor. Cumhurbaşkanı aynı zamanda toplum lideridir ve içinde bulunduğumuz statüko içinde Rum liderliği ile eşitlendiğimiz tek yer burasıdır. O makamda kim oturursa otursun o kişiye yönelik olarak elbette eleştiri yapılabilir ancak sınırların aşıldığı, hakarete, tehide varıldığı noktalarda bu sadece makamda oturan kişi için sorun değil Kıbrıs Türk halkı için sorundur. O hakaretler Kıbrıs Türk halkının iradesine yönelmiş demektir. İçeride de dışarıda da bu hassasiyet önemlidir. Özne olma potansiyelimizin en önemli parçası cumhurbaşkanlığıdır.”

“Ayrıca CTP grubu adına bütçeye oyumuzun ‘evet’ olacağını da açıklamak isterim.”

Devamını oku

Güncel

“Cumhurbaşkanı, toplumu kutuplara ayıran söylemlerden uzak durmalı”

Meclis Genel Kurulu’nda 2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı görüşülmeye devam ediyor.

Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yapan HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, insan hakları günü olan bugün Kıbrıslı Türklerin haklarını dünyanın görmezden gelmesini eleştirdi.

ıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerini haklarını gasp ettiğini ve dünyanın da bunu görmezden geldiğini belirten Manavoğlu, uluslararası toplumun Kıbrıs’a gönderdiği katkıların yıllardır Rumlar tarafından kullanılmasını da eleştirdi ve bunun sorgulanması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, çözümden kaçan tarafın Rum tarafı olduğuna işaret ederek, “Kıbrıs’ın kuzeyinde farklı şekillerde dile getirsek de hepimiz bir çözüm istiyoruz. Müzakere masalarında harcadığımız bunca zamanda dünyadaki diğer güçler müdahale etmediği sürece kolay değil. Bu nedenle Kıbrıslı Türkler açısından bunu zaman kaybı olarak görüyorum” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti için adadaki Kıbrıs Türk varlığının önemli olduğunu dile getiren Gülşah Sanver Manavoğlu, müzakere süreci devam ederken içinde yaşanılan sistemi sürdürülebilir hale getirmenin yollarının aranması gerektiğini vurguladı.

Manavoğlu, Cumhurbaşkanı’nın tüm halkı kucaklaması gerektiğini de belirterek, Cumhurbaşkanı’nın toplumu kutuplara ayıran söylemlerden uzak durmasının önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde konuşulması gerektiğini kaydeden Manavoğlu, bu çıkarların elde edilmesi konusunda daha aktif olunması gerektiğini ifade etti.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda sürekli görüşmeler yapıldığını fakat müzakerelerden sonuç alınmadığını kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözülmesi için dış dinamiklerin pozisyon alması gerektiğini dile getiren Manavoğlu, 1571’den beri Kıbrıs’ta Türklerin olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti için de Türklerin çok önemli olduğunu belirtti.

“Müzakere süreci devam ettiği halde önümüze bakmamız gerekir” diyen Manavoğlu, artık ekonomik olarak ileriye bakılması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin çıkarları konusunda aktif olunması gerektiğini kaydetti.

Devamını oku

Güncel

Lefkoşa’da alt yapıya 11 milyon TL

LTB Başkanı Harmancı, yeni yılda kanalizasyon, yol yapım, kaldırım, su hatları gibi altyapılara 11 Milyon TL, park yapımı sosyal tesisler gibi alanlara da 2,5 milyon TL özkaynak akışı öngörüldüğünü açıkladı

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, bütçe hazırlık çalışmalarını dün itibariyle tamamladıklarını açıkladı.

Harmancı’nın açıklaması şöyle:

“Aylardır süren bütçe hazırlık çalışmalarını dün itibariyle tamamladık. Uzun yıllardır meclis üyelerimizin bir fiil içinde olduğu ve neyi nasıl yapabiliriz birlikte ele aldığımız bir alan bütçe çalışmaları. Üzerimizde her yıl olduğu gibi 2020 yılında da elbette baskı büyük olacak. LTB kadrosu işçi açığı olan ama memuru fazla olan bir yapı, haliyle şubeler daha iyi çalışma gerçekleştirebilmek için işçi taleplerini ortaya koydular, bizler ise 20/25 yıllık bir maceraya atılma yerine bu talepleri yeni istihdam yaratmadan bazı çalışmalarımızı hizmet alımı ile yapmakla çözüm stratejisi ile yeni bütçeyi tasarladık. Elbette önümüzdeki yıl bizim yaratmadığımız ama çözmek zorunda olduğumuz geriye dönük ödeyeceğimiz ihtiyat sandığı, sigorta ve vergi borçları önemli bir zorluk ama başaracağız. Bütçenin ilk kez %60’ın altına düşen personel oranı olumlu tabi yıl sonu gerçekleşen bütçe ile kıyaslamak gen sağlıklı sonucu verecek ama düşen trendimiz devam ediyor.
Kanalizasyon, yol yapım, kaldırım, su hatları gibi altyapılara yaklaşık 11 Milyon Türk lirası, park yapımı sosyal tesisler gibi alanlara da 2,5 milyon TL gibi bir özkaynak akışı öngörülüyor. Yeni açık pazar projesinin yeni maliyeti ile birlikte proje kredisi kullanılarak bitirilmesi gündeme gelecek.
Sanayi bölgesinin altyapı sorunlarının minimize edilmesine yönelik hazırlanan projeler aylar öncesinde Başbakanlık ve afet kurulunun paydaşlarına verilmiş ve bütçe çıkarılması talep edilmişti. Bu bütçeler eğer sağlanmaz ise ayırdığımız altyapı kaynakları ile biz sorunu hafifleteceğiz lakin çok taraflı bu sorunun çözümü için herkesin elini taşın altına koyması en büyük beklentimiz.
70 Milyon TL AB kaynaklı kanalizasyon ana taşıyıcı hat projemiz başladı devam edecek, Lefkoşa’da 2022’de tamamlandığında hayatı değiştireceğine inandığımız AB kaynaklı Kanlıdere yürüyüş ve bisiklet yolu için de 2020 başında dizayn ve yapım ihalesinin çıkması bekleniyor”

Devamını oku

Güncel

Yurt odasında uyuşturucuyla yakalandı

Bir üniversite kampüsü içerisinde gerçekleştirilen rutin kontrollerde yurt odası içerisinde uyuşturucu madde bulunan zanlı Abdalla Abdusallam Mohammad tutuklanarak bugün mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren polis memuru Mehmet Sevinç, olguları aktardı. Polis, zanlının 9 Aralık’ta bir üniversite kampüsü içinde yurt odasında güvenlik görevlileri tarafından yapılan rutin kontrolde 6 ayrı foil kağıda sarılı 2 gram ağırlığında hintkeneviri türü olduğuna inanılan uyuşturucu madde bulunduğunu belirtti. Polis, zanlının konu maddeyi ayni gün Gönyeli’de aranan bir şahıstan 400 TL’ye 2 gram olarak satın aldığını itiraf ettiğini söyledi. Polis, tahkikatın salimen yürütülebilmesi için zanlının üç gün tutuklu kalmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Temay Sağer, tahkikatın salimen yürütülebilmesi için zanlının üç gün tutuklu kalmasına emir verdi. Evrim KAMALI)

Devamını oku

Güncel

Polislere beraat

Yedidalga – Gemikonağı ana yolu üzerinde 2012 yılı içerisinde kullandığı plakasız dağ motoru ile devriye gezen polisleri fark ederek kaçmaya çalışan ve daha sonra kaza yaparak yaşamını yitiren Aras Kansay’ın kaza yapmasından sorumlu tutulan Polis aracını süren polis memuru Cafer Aygün ve yanında yolcu olan polis memuru Ali Çiftçi, beraat etti.

Polislerin avukatları Mustafa Asena ve Burçin Sertbay, iddia makamının tanıklarının ve şahadetinin sanıkları müdafaaya çağrılmaması veya kendilerini müdafaa edeceklerini gerektirecek inanırlılığın olmadığı gerekçesiyle müdafaa yapılmaksızın beraat etmelerini talep etmişti.

Mahkeme, iki trafik polisini savunmaya davet etmeksizin beraat etmelerine karar verdi. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkan Nüvit Gazi, Kıdemli Yargıç Şerife Katip ve Yargıç Umut İnan huzurunda itham edilmelerinin ardından yargılanmalarına başlanmıştı. Kazanın, 10 Haziran 2012 tarihinde 19.00 sıralarında Yedidalga – Gemikonağı anayolu üzerinde, Gemikonağı istikametine doğru motosikletle seyreden Aras Kansay’ın polis aracıyla önünün kesildiği ve Kansay’ın yönetimindeki motosikletin anayol dışındaki toprak bankete çıkıp, dengesini kaybederek sağ şeride geçerek, karşı istikametten gelen taksi araca çarpmasıyla meydana geldiği iddia edilmişti. Kansay olay mahallinde yaşamını yitirmişti. Polis aracını süren polis memuru Cafer Aygün ve yanında yolcu olan polis memuru Ali Çiftçi, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu başkasının ölümüne, Yolun sağını muhafaza etmeme, tehlikeli sürüş yapıp kazaya neden olma suçlarından itham edilmişti. Sanıklar suçlamaları kabul etmemişti. Evrim KAMALI)

Devamını oku

Çok Okunanlar