Takip Edin

Sağlık

“Erkek beyni kutucuklardan kadın beyni alanlardan oluşuyor”

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Tanrıöver, erkek beyninin kutucuklardan kadın beyninin ise alanlardan oluştuğunu söyledi.

Prof. Dr. Tanrıöver, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen 24. Ulusal Elektron Mikroskopi Kongresi’nde “Her beyin hayata kadın beyni olarak başlar” konulu sunum gerçekleştirdi.

Erkeklerin beyninin sol kısmının kadınlara göre daha gelişmiş olduğunu anlatan Tanrıöver, beynin sol kısmının matematiksel zekayı yansıttığını sağ kısmının ise duygusal zekayı gösterdiğini belirtti.

Kadın beyninin sağ ve sol kısımlarının gelişme oranının dengede olduğunu dile getiren Tanrıöver, kadınların duygusal zekasının erkeklere göre daha gelişmiş olduğunu ifade etti.

Kadınların erkeklere göre daha detaycı olduğunu ve beyninin sağ ve sol kısımlarını aynı anda çalıştırdığını vurgulayan Tanrıöver, şöyle devam etti:

“Erkek beyni kutucuklardan oluşur ve bu kutucukların hiçbiri birbiriyle temas etmiyor. Hepsi farklı. Bir erkek konuşmaya başladığı zaman sadece bir kutucuğunu kullanıyor ve diğer kutucuklara hiç temas etmiyor. Bazı kutucuklar büyük. Örneğin benim eşimde kocaman bir futbol kutucuğu var. Erkeklerin iş kutucuğu ayrı, para kutucuğu ayrı, aşk kutucuğu ayrı. Buna karşılık kadınların da beynindeki farklı yerler var ama kadınlarda kutucuklar yok. Kadınlarda alanlar var. Bu alanlar tel örgüyle bağlı. Bildiğiniz bir network. İş alanı, ev alanı, para alanı, çocuk alanı gibi her alan birbiriyle bağlı. Kadın beyninde tüm alanlar birbiriyle kontak halinde.

Erkekler hiçbir şey düşünmeden saatlerce oturabilirken biz kadınların bir şey düşünmeden durduğu bir an yok. Kadın beyni hiç durmuyor. Erkekler bir işi beynindeki sadece bir düğmeyle yaparken kadınlar onlarca düğme kullanarak yapıyor. Aslında belki de işimizi zorlaştırıyoruz. Bir erkek ve kadına ‘Bir şey içmeye gidelim mi?’ sorusunu sorduğumuzda erkeğin vereceği cevap bellidir. İçeceği şeyi düşünür ve cevabını verir. Aynı şey bir kadın için hangi elbiseyi giyeceğinden hangi ayakkabı giyeceğine ne renk giyeceğine kadar birçok düşünceyle karşılaşır. Bunları düşünmekten kadınlar gittiği yerde ne içeceğini düşünemez. Kadınlar o kadar çok detaylandırıyor ki kendini yoruyor.”

Sağlık

“Bayramda dikkatli beslenmeliyiz”

Türkiye’de Lokman Hekim Hastaneleri Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Harun Can Uygurer, “Kurban Bayramı’nda büyükten küçüğe hepimiz eti bol miktarda tüketiyoruz. Özellikle yaz aylarına denk gelen bayram günlerinde, oldukça dikkatli beslenilmeli ve sindirimi hafif yiyecekler tüketilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Lokman Hekim Hastaneleri’nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Harun Can Uygurer, bayram boyunca, özellikle mide ve bağırsak hastalığı olanlar, kalp-damar hastaları, diyabet hastaları, hipertansiyon hastalarının et tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğine işaret etti.

Uygurer, iyi pişmemiş, dikkat edilmeden ve gereğinden fazla tüketilen etlerin, mide rahatsızlıklarına, safra kesesi problemlerine, kabızlık kolesterol yüksekliğine ve bağırsak problemlerine yol açacağını belirtti.

Veteriner kontrolünde olmayan, uygun koşullarda kesilmeyen etlerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Uygurer, şunları kaydetti:

“Kurbanın kesildiği ortamın hijyen ve temizliğine dikkat edilmelidir. Yeni kesilmiş hayvanların etleri sert olduğundan hem pişirmesi hem de sindirmesi oldukça zordur. Mide, bağırsak hastalığı olanların et tüketirken daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Taze kesilen etler hemen tüketilmemeli birkaç gün bekletildikten sonra tüketilmelidir. Etler, sebzelerle birlikte pişirilirse besin çeşitliliği açısından daha faydalı olacaktır. Etler pişirilirken haşlama veya ızgara yöntemleri kullanılmalıdır.”

Uygurer, özellikle kavurma yapılırken kullanılan kuyruk yağı veya tereyağından kaçınılması gerektiğini aktararak, etlerin kendi yağında pişirilmesinin uygun olacağı değerlendirmesinde bulundu.

Günün ilk saatlerinde et tüketilmesini tavsiye etmeyen Uygurer, bunun yerine sabah saatlerinde 2 bardak ılık su ve hafif kahvaltı ile güne başlamanın daha sağlıklı olacağını belirtti.

 “ETLER İYİ PİŞİRİLMİŞ VE KÜÇÜK PORSİYONLAR ŞEKLİNDE OLMALIDIR”

Günlük et tüketim miktarı 90-120 gram olması gerektiğini belirten Uygurer, “Etin yanında gazlı veya kalorisi yüksek içecekler içilmemelidir. Etler çok fazla yüksek ateşte pişirilmemeli çünkü yüzeyi yanacak ve etteki su kaybına sebep olacaktır. Dondurulmuş etler hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır. Etler saklanırken buzlukta -2 derecede birkaç hafta, daha üzün süre için -18 derece derin dondurucuda saklanabilir.” ifadelerini kullandı.

“Etlerdeki demir ve proteinden faydalanabilmek için mutlaka yanında yeşillik, salata veya sebze tüketilmeli.” bilgisini veren Uygurer, demir emiliminde C vitamini etkili olduğu için bu yüzden yemeklerde sadece et yerine, porsiyonun yarısının sebzelerden oluşturulmasının önemine dikkati çekti.

Uygurer, “Fazla et tüketimi mide ve bağırsaklarda çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır, hızlı ve çok miktarda tüketmek bağırsak alışkanlığında değişiklik meydana getirdiği için kramp, kabızlık gibi problemler de meydana gelmektedir. Bu yüzden etler iyi pişirilmiş ve küçük porsiyonlar şeklinde olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Devamını oku

Sağlık

Bir HIV hastası daha tedavi edildi

Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmaya göre, otuz yıl önce keşfedilen ve AIDS’e sebep olan bu virüse sahip bir hasta daha tedavi edildi. HIV’in ilk tedavi edilişinden bu yana 10 yıldan fazla süre geçti. Her iki hastaya da kanser tedavisinin yanında mutasyona uğramış, HIV’e dirençli proteinler nakledildi. Yıllar süren çalışmaların ardından ikinci kez bir hastanın tedavi edilmesiyle beraber bilim insanları zor olsa da HIV’in tedavisinin mümkün olduğunu, ilk hastanın bir mucize olmadığını ortaya koydular.

“Londralı Hasta” lakaplı hastaya HIV teşhisi 2003’te konuldu. Hasta, 2012’den beri güncel standart antiretroviral  (uzun süreli etki eden virüslere karşı olan) tedaviyi alıyordu. Hastaya daha sonra bir lenf sistemi kanseri olan Hodgkin Lenfoma teşhisi kondu. Londralı Hasta, akabinde kemik iliği nakli ve kemoterapi tedavisi gördü.

Devamını oku

Sağlık

Aniden kilo alma nedenleri

Son zamanlarda aniden kilo alıp vermeye başlamış olabilirsiniz: panik yapmayın. Kilo alıp verirken yaşanan küçük dalgalanmalar oldukça normaldir ve endişe edecek bir şey yoktur. Fakat birkaç hafta hatta birkaç gün içinde 2 kilo ya da daha fazla aldıysanız bu durumu ciddiye alabilirsiniz. John Hopkins Weight Management Center’ın idare müdürü Lawrence Cheskin, “Bir erkeğin aniden 2 kilo alması artık bir şeylerin ters gittiğini anlaması gereken andır,” diyor.

Cheskin, 2 kiloya varan dalgalanmaların kadınlarda daha tipik ve normal olduğunu belirtirken, erkeklerde sık rastlanmadığını dile getiriyor ve ekliyor: “Özellikle aylardır ya da yıllardır kilonuz sabitse bu durum dikkate değer.”

Aniden kilo alma nedeninizin ne olduğuna dair kafa karışıklığınız varsa, bu 6 durumdan birini yaşıyor olabilirsiniz.

Çok Fazla Tuz Tüketmek

Sodyum tüketiminin vücuttaki suyun içeride hapsolmasına neden olduğunu söyleyen Cheskin, “Suyun bir ağırlığı ve hacmi vardır. Bu nedenle çok fazla tuzlu yiyecek tüketirseniz, hızlı bir şekilde kilo alırsınız,” diyor.

Başta fastfood restoranları olmak üzere birçok restorandaki yiyeceklerde çok fazla sodyum vardır. Eğer haftasonunuzu evden uzakta geçirdiyseniz ve sürekli dışarıdan yemek söylemek zorunda kaldıysanız, kilo almanızın sebebi bu tarz yerlerden yemek yemek olabilir.

Yeni Bir İlaç Kullanmaya Başlamak

Kilo almaya neden olan çok fazla ilaç olduğunu söyleyen Cleveland Clinic’teki Bariatrik ve Metabolik Merkezi’nde obezite bölümü müdürü W.Scott Butsch, “İlaç kullanımı, obeziteyi meydana getiren sebeplerin yüzde 15’ini oluşturuyor,” diyor.

Butsch, antidepresanların (ssri antidepresanları da dahil) ve kalp ilaçlarının (beta blokerler) bu kategorideki en yaygın iki ilaç olduğunu ancak uyku haplarının, ağrı kesicilerin ve hatta bazı alerji giderici antihistaminlerin bile vücut ağırlığında ufak da olsa artış yaratabileceğini söylüyor.

Sterodilerin, testosteron artıran ilaçların ve supplementlerin de bu listeye eklenebileceğini söyleyen Cheskin, “Bu ilaçlar hormonlarınızı etkiler ve kilo almanız için uygun ortamı oluşturur. Bu gruba reçetesiz satılan ilaçlar ve internetten sipariş edilen takviye besinler de girer,” diyor.

Normalden Daha Fazla Yiyip İçmek

Aslında başlık, oldukça açık. Cheskin, “Normalde tükettiğinizden daha fazla kalorili yiyecek tüketiyorsanız, bu durum birkaç ayda aldığınız 2-4 kiloyu açıklıyor” diyor.

Alkolün de hesaba katılması gereken bir etken olduğunun altını çizen Cheskin, “Alkol de tıpkı yiyecekler gibi kalori içerir. Haftalık yeme alışkanlığınıza kalorili yiyecekler eklediyseniz, kilo almanız çok olasıdır. Bu değişimler kolayca fark edilemeyebilir.

Happy hour’lara katılmanın, hatta daha büyük bir yemek takımı almanın bile farkında olmadan daha fazla kalori tüketmenize neden olacağını söyleyen Cheskin, “Haftada 500 kaloriden fazla tüketiyorsanız, kilo almanız kaçınılmazdır,” diyor.

Az Hareket Etmek

Fiziksel hareketlerinizdeki küçük değişimlerin bile kilo almanıza rol oynadığını söyleyen Cheskin, “İşe gitmek için eskiden yürürken, arabayla gitmeye başlamanızı bu tarz durumlara örnek olarak verebiliriz” diyor.

Eskiden ağırlık kaldırırken bu sporu bırakmanız veya kuvvet antrenmanlarınızı hafifletmeniz de kilo almanıza neden olan bir etkendir. Cheskin, “Kas kütleniz, kalori yakmanızı sağlayan metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur.

Antrenman programlarınızı ve kas kütlenizin azalmasına neden olan etkenleri gözden geçirin. Cheskin, “Metabolizma hızınızın düşmesi, kilo almanıza neden olur“ diyor.

Yakın Zamanda Kilo Vermek

Kaybolan kilolarımız gittiği yerde kalsa gerçekten çok güzel olurdu. Ancak bu bir hayal.

Butsch, “Vücut ağırlığımız ve yağ oranımız düzenli şekilde işler ve vücut sistemimiz bunu dengede tutmayı sürdürecek şekilde çalışır. Ne yol denerseniz deneyin, hatta zayıflama programınıza sadık kalın, kaybettiğiniz kilolar eninde sonunda geri dönecektir.”diyor.

Bu yüzden son zamanlarda kilo kaybettiyseniz, ister yediğinize dikkat edin ister egzersiz yapın, birazını geri alacaksınız.

Endokrin Bozukluğu

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitülerine göre, her beş yetişkinden birinde hipotiroidizm olarak da bilinen tiroidlerin az çalışması sorunu var. Cheskin, bu hastalığın daha çok kadınlarda görüldüğünü söylerken, erkeklerin de hipotiroidi olabildiğini ve bunun önemli ölçüde kilo alıp vermeye sebep olduğunu söylüyor.

Butsch, daha az görülmekle birlikte Cushing Hastalığı gibi hormon bozukluklarının da kilo alınmasına sebep olduğunu söylüyor. Endokrin hastalığınız varsa kilo almak bunun tek belirtisi olmayacaktır. Mayo Clinic’de yayımlanan bir araştırma, bitkinlik, halsizlik, baş ağrısı, sağlıklı düşünememe, depresyon ve sinirlilik de bu hormon bozukluklarının nedenlerinden olduğunu söylüyor.

Devamını oku

Çok Okunanlar

Copyright © 2017 Gazetda Haber Sitesi