Takip Edin

Güncel

“Sağlık, ekonomi ve elektrikte yaşanan sorunlara çözüm üretilmeli”

Kıbrıs Türk Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi, hükümetten; sağlık, ekonomi ve elektrik alanlarında yaşanan sorunlara ivedi çözüm üretmesini beklediğini bildirdi.

Konsey, özellikle emekliler için sağlık alanında yaşanan sıkıntılara çözüm üretilmesinin şart olduğunu belirterek, “Emeklinin çoğu 70’li 80’li yaşlardadır. Bu insanların doktora ve ilaca ulaşması kolaylaştırılmalıdır.Bizler normal bir yaşamda son yıllarımızı yaşarken artık uzun beklemelere tahammül edemeyiz. Bazı arkadaşlarımızı bu yüzden kaybettiğimizi biliyoruz. Artık kader deyip geçmek istemiyoruz” dedi.

Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm istediğini de belirterek, “Kıbrıs’ta varılacak bir çözüm ister Federal, ister Konfederal veya isterse AB içerisinde iki ayrı Devlet esasına dayalı çözüm olsun önemli olan; iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğimize dayalı, konulara etkin katılım ile Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü çerçevesinde ve AB Birincil Hukuk temelinde kendi topraklarımızda güven içerisinde özgürce yaşamaktır” ifadelerini kullandı.

EMEKLİLER HAFTASI

Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi’nin, 28 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında yer alacak Emekliler Günü ve Emekliler Haftası etkinlik programı bugün düzenlenen basın toplantısıyla başladı.

Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi Başkanı Mustafa Tolga, basın toplantısında okuduğu ortak basın açıklamasında, Ulu Önder Atatürk’ün Askerlikten Emekliye ayrıldığı gün olan 30 Haziran 1927 tarihinin “Emekliler Günü” ve devamı da “Emekliler Haftası” olarak kutlandığını kaydetti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de bugün ve devamı olan hafta içinde çeşitli etkinliklerle kutlama yapıldığını ifade eden Tolga, etkinlik programını paylaştı.

Tolga, “ekonomide bugünkü sorunların kökeninin Türkiye Cumhuriyeti olsa da dar gelirliden yana hiçbir adım atılmamış olmasında hem bu hükümetin hem de ondan öncekilerin sorumluluğu olduğunu” kaydetti.

DÖVİZ TAKSİTLERİ

Özellikle döviz bazında borçlananların dövizle olan taksitlerin makul bir noktada dondurulmamasının önemli bir eksiklik olduğunu ifade eden Tolga, şöyle devam etti:

“4 yıl önce borçlanırken sterlin 3 bin 500 TL iken bugün bu rakam 7 bin 300 TL olmuştur. O gün maaşından elinde 5 bin 500 TL kalan bir aile bugün 2 bin 800 TL ile geçinmek durumundadır. Aradan iki yıl geçmesine rağmen hala herkes döviz ile uğraşmaktadır. Kişiler feryat etmekte insanımız dövizden nasıl kurtulacağını düşünmektedir. Gazeteler yedi yılda 21 bin kişinin çek yasağına girdiğini yazmaktadır. İktidar bu sorunlarla ilgilenmeli ve çözüm aramalıdır.”

İLAÇ SIKINTISI

Tolga, sağlık konusunun da ele alınıp çözüm üretilmesi gerektiğini ifade ederek, uzun süre ilaçsız kalan KKTC’nin şimdi bir miktar ilaca kavuştuğunu ancak bunun da kesin çözüm olmadığını ifade ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Yıllardır tekrarlıyoruz Emeklinin çoğu 70’li 80’li yaşlardadır. Bu insanların doktora ve ilaca ulaşması kolaylaştırılmalıdır. Yine Hastanelerde Randevu sistemine rağmen Doktor için gittiğimizde yeniden numara almamız ve oradaki sayıya göre bazen bir saate yakın beklememiz kabul edilemez. Acile başvuranların çokluğundan oranın tıkanması veya orada çalışanların, hakarete uğraması bazen de saldırıya uğraması hoş değildir.Bizler normal bir yaşamda son yıllarımızı yaşarken artık özellikle Eko, Efor, Ultrason, Tomografi, Emar v.b. hizmetlerde uzun beklemelere tahammül edemeyiz. Bazı arkadaşlarımızı bu yüzden kaybettiğimizi biliyoruz. Artık kader deyip geçmek istemiyoruz.”

“ET FİYATLARI KONTROLSÜZ”

Mustafa Tolga, piyasanın hem sağlık hem de fiyatlar yönünden sıkı denetim altında tutulması gerektiğini, ne yazık ki ayni malın farklı marketlerde farklı fiyatlarla müşteriye sunulduğunu, özellikle et fiyatlarının tamamen kontrolsüz durumda olduğunu belirtti.

Tolga, devlet ve Yerel yönetimlerin halka dönük hizmetlerindeki ortak konulara da müdahale edebilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:

“Özellikle devlet kontrolünde belediyelerce sunulmakta olan içme suyu fiyatlarının farklı fiyatlarda satılması ve aralarında ciddi farkların bulunmasına çare üretilmelidir. Yine toplu sözleşmeler, özellikle seçim süreçlerinde tamamen kontrolsüz olmamalıdır. Bizler ne Yerel Yönetimlere, ne de çalışanlara karşı değiliz. Ancak hala meclis üyelerinin görevlerini tam olarak yerine getirememeleri ve çoğu üyelerin kendilerini Belediye Başkanlarının memuru gibi görmeleri veya bu yönde izlenim uyandırmaları bu denetimlerin tartışılmasına neden olmaktadır.

Elektrik konusu da vatandaşı ciddi şekilde tedirgin etmektedir. Bu tedirginlik hem fiyat artışlarından hem de karmaşadan kaynaklanmaktadır. Ay sonuna gelinmiş olmasına rağmen birçok ev hala ne ödeyeceğini bilmemektedir.”

MARAŞ KONUSUNA DESTEK

Mustafa Tolga, gazetelerden Kapalı Maraş bölgesinde emlak envanter çalışmalarına başlanacağının duyurulduğunu da belirterek, “Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi olarak geç kalındığına inandığımız bu çalışmanın yapılmasını desteklediğimizi belirtiriz” dedi.

Tolga, diğer adıyla “Varoşa” diye de bilinen açık ve kapalı Maraş Bölgesinin Vakıf arazisi olduğunu, söz konusu emlağın, Mazbut vakıf olan Lala Mustafa Paşa Vakıfına, bir kısmının da Mülhak olan Abdullah Paşa “Mülhak’a” Vakfına ait olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Maraş arazileri 1571-1878 tarihleri arasında Osmanlı toprağı olup yukarda adı verilen vakıflara aittir. Ancak, yapılan araştırmalara göre 1878 den sonra İngiliz Sömürge Döneminde özellikle 1914-1933 yılları arasında takriben, Rumlara 4350 dönüm, Kıbrıs Cumhuriyetine 139 dönüm, İngiliz Mezarlık yeri olarak verilen 3 dönüm ve Mağusa Rum Belediyesine 4566 dönüm ayrıca Türklere ait 72 dönüm Vakıf emlak gelişigüzel İngiliz Sömürge İdaresi tarafından taksim edilmiştir.

Bu nedenle Açık Maraş bölgesine sahip çıkıldığı gibi Kapalı Maraş bölgesi içinde Envanter Çalışması yapılması memnun edici olumlu bir gelişmedir.”

Tolga, Rumların Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge üzerindeki tek taraflı Doğal Gaz arama faaliyetlerine devam ettiğini de belirterek, “Bahse konu bölgelerde bizlerin de hakkı vardır” dedi ve şu görüşlerini dile getirdi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi olarak, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm istiyoruz.

Kıbrıs’ta varılacak bir çözüm ister Federal, ister Konfederal veya isterse AB içerisinde iki ayrı Devlet esasına dayalı çözüm olsun önemli olan iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğimize dayalı, konulara etkin katılım ile Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü çerçevesinde ve AB Birincil Hukuk temelinde kendi topraklarımızda güven içerisinde özgürce yaşamaktır.”

Tolga, tüm emeklilerin Emekliler Günü ve Emekliler Haftasını en içten duygularla kutlayarak, herkese sağlık ve esenlikler diledi.

Kıbrıs Türk Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi basın açıklamasına, Kıbrıs Türk Emekliler Derneği Genel Başkanı Mustafa Tolga, KKTC Polis Emeklileri Derneği Genel BaşkanıNurettin Çırakoğlu,  Emekli Mücahitler Derneği Başkanı Mehmet Salih Direktör, Güvenlik Kuvvetleri Emekli Astsubaylar Derneği Başkanı Esen Ömürlü ve Vakıflar ve Din İşleri Emeklileri Derneği Başkanı Derviş Coşkuner imza koydu.

EMEKLİLER HAFTASI ETKİNLİK PROGRAMI

Emekli Dernekleri Koordinasyon Konseyi Başkanı Mustafa Tolga’nın verdiği bilgiye göre, etkinlik programı kapsamında bugün Cuma namazından önce Ulu Önder Atatürk, Kıbrıs Türk halkının lideri Dr. Fazıl Küçük, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve aramızdan ayrılan emekliler için saat 12.00’de Arabahmet Camii’nde mevlit okutulacak.

Emekliler Haftası dolayısıyla her yıl olduğu gibi bu yıl da 28 Haziran ile 4 Temmuz tarihleri arasında gelen ve giden gönderilere Posta Dairesi Müdürlüğü’nce kaşe vurulacak.

Etkinlikler kapsamında 29 Haziran Cumartesi saat 10.00’da Atatürk Anıtı’na çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak, günün anlam ve önemini belirten kısa bir konuşma yapılacak. Ardından program şöyle devam edecek:

“Aynı gün saat 10.30’da Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün kabri ziyaret edilecek, çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve Dr. Küçük’ün Türk toplumuna hizmetleri anlatılacak.

Saat 11.00’da Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın kabri ziyaret edilecek, çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve Denktaş’ın Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesindeki hizmetleri anlatılacak.”

29 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında ise her dernek kendi yaşlı ve hasta üyelerini ziyaret edecek.

Haber: Emir Ertorun Fotoğraf: Süleyman Önal/TAK

Genel

ERDOĞAN’DAN AKINCI’YA SERT TEPKİ

Erdoğan: “Açık ve net söylüyorum hadsizliktir”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Barış Pınarı Harekatı ile ilgili skandal açıklamaları için TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık ve net söylüyorum, hadsizliktir haddini bilmemektir. Haddini bilmesi lazım, kendini bilmesi lazım. İnanıyorum ki KKTC halkı gereken dersi verecektir” dedi..

Erdoğan, şunları söyledi:

“Açık ve net söylüyorum hadsizliktir haddini bilmemektir. 

Dünya’da KKTC’nin devlet olma mücadelesini bizden başka veren var mı? Yok. 

Öyle bir yere savruluyor ki…

Haddini bilmesi lazım, kendini bilmesi lazım. 

Oturduğu makam kendi gücü ile elde edilmiş bir makam değil Türkiye Cumhuriyeti’nin mücadelesi ile kazanılmıştır.

İnanıyorum ki KKTC halkı gereken dersi verecektir.”

Devamını oku

Genel

Özersay “ Akıncı’nın Açıklaması Toplumsal Huzurumuz Açısından Son Derece Talihsiz Olmuştur”

Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncını’nın Türkiyede devam eden harekat ile ilgili olarak yaptığı açıklamayı oldukça talihsiz bir açıklama olarak niteledi. Özersay yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın daha önce de Türkiye ile daha önce de Türkiye ile ilişkilerei bozucu açıklamaları olduğunu belirtti. Özersay’ın yaptığı açıklama

1960’ta, 1964’te, 1967’de, 1974’te ve fiili müdahalede bulunamadığı zamanlardaysa Bereketçiler aracılığıyla bu ülkedeki varlığımızı sürdürmek için verdiğimiz mücadelede her zaman yanımızda duran hangi ülkedir?

Sadece güvenlik açısından değil, ekonomik, siyasi ve diplomatik açıdan yanımızda duran ülke hangisidir? En güçlü tarihi ve duygusal bağımız olan, milli maçlarında aynı heyecanı yaşadığımız, bir doğal afet olduğunda içimiz yanarak an be an gelişmeleri takip ettiğimiz, özetle acısını da heyecanını ve mutluluğunu da her olayda paylaştığımız ülke hangisidir?

Bugün sayın Akıncı da dahil Kıbrıs müzakere süreçlerinde gelmiş geçmiş her Cumhurbaşkanının dilinden düşürmediği kelime “güvenlik” değil midir? Peki şimdi kendi güvenliğiyle ilgili olarak terörist gruplara karşı giriştiği bu harekatta bizim her dönemde yanımızda duran stratejik ortağımız, müttefikimiz olan Türkiye’nin ve kardeşimiz olan Türk Halkının yanında durmayacağız da ne yapacağız?

Bunu anılarımda yazarım diye düşünüyordum ama buradan şimdi yazmanın daha anlamlı olduğu aşikar: Bir önceki dörtlü koalisyon döneminde de maalesef sayın Akıncı’nın hükümetin Türkiye ile ilişkilerini zorlaştıran, sıkıntıya sokan bu ve benzeri davranışları oldu. Kendi toprak bütünlüğü ve güvenliği için terör örgütlerine karşı bu kadar hayati bir mücadele veren Türkiye’ye AB üyesi ülkeler de dahil destek açıklaması yaparken devletimizin başı tarafından yapılan açıklamanın Kıbrıs Türk Halkının büyük bir bölümünün hissiyatını hiç ama hiç yansıtmadığını düşünüyorum ve biliyorum.

Türkiye ile ilişkilerimizi zedelemek ve daha da önemlisi toplumsal bir ayrışma yaratmak pahasına bu neden yapılır? İhtiyacımız olan şey bu mudur? Hiç değildir.

Devlet başkanlığı makamında bulunanların sorumlu davranarak toplumda ayrışmaya neden olacak söylemlerden kaçınması kadar, tarihsel ve duygusal bağımız olan Türkiye ile ilişkileri zedeleyecek davranışlardan kaçınması da en az o kadar tarihi sorumluluklarıdır. Bu açıdan sayın Akıncı’nın son açıklamaları gerek dış ilişkilerimiz gerekse ülke içindeki toplumsal huzurumuz açısından son derece talihsiz olmuştur.

Hiçbir devlet kendi topraklarını komşusu olan bir başka devletin güvenliğini tehlikeye atacak şekilde kullanamaz ya da bu şekilde terör örgütleri tarafından kullanılmasına müsaade edemez buna hakkı yoktur. Her devletin toprak bütünlüğünü tehlikeye sokan bu tür eylemlere karşı kendi güvenliği ve toprak bütünlüğü bağlamında kararlı adımlar atmasından daha doğal bir şey olamaz. Uluslararası ilişkileri ve diplomasiyi biraz olsun dikkate alan herkes bugün Türkiye’nin atmakta olduğu bu adımların ne anlama geldiğini ve neden gayet haklı olduğunu rahatlıkla görebilir.

Biz bu ülkenin ve Halkın Meclis’ten güvenoyu almış Hükümeti olarak teröre karşı mücadelesinde ve bu bölgedeki güvenlik risklerine karşı ortaya koyduğu kararlı tutumda Türkiye’nin yanındayız ve bundan sonra da yanında olacağız.

Devamını oku

Genel

UBP Gençlik Kolları Akıncı’yı protesto etti

Ulusal Birlik Partisi’nin 6 ilçe Gençlik Kolları, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı Türkiye’nin terör belasından kurtulmak için Suriye’de yürüttüğü “Barış Pınarı” askeri harekatı ile ilgili olarak yaptığı açıklamadan dolayı kınadı.

UBP, Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke Gençlik Kolları’nın yayınladığı ortak basın bildirisinde şöyle denildi: “ Kıbrıs Türk Halkı, Rum-Yunan ikilisinin katliamlarından, adayı Yunan yapma hayallerinden kendi mücadelesinin yanı sıra Anavatan Türkiye’nin 20 Temmuz 1974 günü başlattığı Barış Harekatı ile kurtulmuştur. Sayın Akıncı hala ideolojik saplantıları dolayısı ile kabullenmekte zorlansa da, Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te, garantörlük hakkına dayanarak yaptığı müdahale sonucu Kıbrıs’a barış gelmiştir. Kıbrıs Türkü, 1974’teki Barış Harekatı ve Mehmetçiğin burada halen devam eden varlığı sayesinde, üzerinde güven içinde yaşadığı, devlet kurduğu bir coğrafyaya kavuşmuştur.

Kıbrıs’ta 1974 Barış Harekatı sonucu Türk kanı akıtılmasının durduğunu inkar etmek, harekatın ismini reddetmek, başka şeyler söylemek, tarihi gerçekleri inkar etmektir. Sayın Akıncı, belki kendisi farkında değil ama, böyle yapmakla Kıbrıs Türk Halkı’nın çıkarlarına değil tam tersine Kıbrıs Türk Halkı’nın haklarını ve güvenliğini elinden almaya çalışanlara hizmet etmektedir.

Herkesin malumudur ki, Kıbrıs’ta oynanmak istenen oyun ile Türkiye’nin Güney Doğusunun terör örgütlerince ele geçirilmeye çalışılması hep aynı kirli, Türkiye ve KKTC düşmanı zihniyetin ürünüdür. Hal böyleyken, Türkiye, Suriye’de başına musallat edilmeye çalışılan terörü Barış Pınarı askeri harekatı ile yok edip bölgeye barış ve istikrar getirmeye çalışırken Sayın Akıncı’nın harekatın terör örgütlerine yönelik olduğunu göz ardı ederek Türkiye’yi suçlayıcı, eleştirici bir açıklama yapması doğu değildir.

Sayın Akıncı’yı protesto ediyor, kınıyoruz. Sayın Akıncı’nın açıklaması kesinlikle halkımızın çok büyük bölümünün görüş ve duygularıyla örtüşmemektedir. Sayın, Akıncı’nın yapması gereken bu zor dönemde Kıbrıs Türkü adına Anavatan Türkiye’nin yanında yer almaktır; Türkiye’nin politikalarını eleştirmek, akıl vermeye çalışmak, Mehmetçiğin mücadelesini çarpıtma anlamına gelecek ifadeler kullanmak, Kıbrıs Barış Harekatı’na saldırmak değildir. Kıbrıs Türk Halkı ve onun özü, sözü olan Ulusal Birlik Partisi Gençlik Kolları, Suriye’de canı pahasına barış için uğraş veren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Mehmetçiğin tüm benliği ile yanındadır, kalbi Mehmetçikle atmaktadır. Biz Atatürkçüyüz. Biz , Büyük Önder’in“ yurtta sulh, cihanda sulh” “ veciz sözlerine sıkı sıkı bağlıyız. Kimsenin toprağında, güvenliğinde, özgürlüğünde gözümüz yoktur ancak kimsenin de egemenliğimizi, güvenliğimizi, devletimizi, elimizden almasına izin vermeyiz.

Teröre de, ambargolara da içimizdeki beşinci kol faaliyetlerine de pabuç bırakmamakta, Türkiye ve KKTC’yi yaşatmakta kararlıyız. Allah bir insanlık suçu olan terörü yok etme uğraşlarında Türkiye’mizin, ordumuzun yardımcısı olsun.”

Devamını oku

Çok Okunanlar