Takip Edin

Güncel

Maraş için teknik komite önerisi

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis KKTC hükümetinin Kapalı Maraş’ta envanter çalışması yapılması hamlesi üzerine BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e iki hafta içerisinde ikinci mektubu gönderdi.
Anastsiadis’in Guterres’e 14 Haziran’da mektup gönderdiğini, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in özel bir radyo kanalında açıklamasının ardından dün de Fileleftheros Çarşamba günü gönderildiği bilgisini verdiği ikinci mektubun içeriğine yer verdi.
Rum siyasi partileri Anastasiadis’ten, Guterres’e gönderdiği mektuplar hakkında bilgi talep ettikleri açıklamaları yayımladı.
Fileleftheros “Maraş Üzerinden B Planı… Anastaiadis’in Guterres’e Mektubunu Açıklıyoruz… Türk Faaliyetlerini Şikayet Ediyor… Envanter İçin Teknik Komite Kurulmasını Öneriyor” başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberini “BM Genel Sekreteri’ne Mektup… Başkan Anastasiadis Maraş’la İlgili Türk B Planının Uygulanmasını Şikayet Ediyor” başlığıyla iç sayfasında detaylandırdı.
Habere göre Anastasiadis 14 Haziran tarihli mektubunda yer verdiği, Türkiye’nin, Rum tarafının tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölge’de (MEB) tahrikkar faaliyetlerde bulunduğu” iddiasına 26 Haziran tarihli mektubunda da yer verdi. 
İkinci mektubunda Türk ve Kıbrıs Türk taraflarının, “B Planı’nı uygulamakta olduğu” görüşünü ortaya koyan  Anastasiadis bu kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılmasının da bu B planının ana hedeflerinden biri olduğunu” savundu.
Anastasiadis yeni mektubunu,  “mevcut hassas konjonktürü ve  Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinin iki toplumlu müzakerelerin yeniden başlama perspektifini çok olumsuz etkilemesini dikkate alarak” hazırladığına işaret etti. 
Mektubunda “Maraş’ın, Türk askerinin denetimi altında, tamamen Türkiye’nin kontrol ve sorumluluğundaki bir bölge olarak kendine özgü bir statüsü bulunduğu, bu statünün Genel Sekreter’in Kıbrıs’la ilgili bütün raporlarında tanınmakta olduğunu” belirten Anastasiadis “Maraş’ın yasal sakinlerine iadesi çerçevesi 1979 Doruk Anlaşması, 414 (1977), 482 (1980), 550 (1984) ve 789 (1992) sayılı kararları ile belirlenir” dedi.
Anastasiadis “bu kritik dönemde Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk toplumunun, Kıbrıs sorununa özlü ve sürdürülebilir bir çözüm çalışmalarına aykırı planlar ileri götürme eylemleri uluslararası  toplum tarafından derhal reddedilmelidir” ifadesine de yer verdi.
Haberde Anastasiadis’in Rum Yönetimi’nin, Maraş’ın BM himayesi altında iade edilmesi çağrılarının Türkiye tarafından reddedildiğini yazdığı ve hemen ardından da son görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya yazılı olarak da sunduğu Maraş ile ilgili önerisini yinelediğine işaret edildi, önerisinin içeriğine şu şekilde yer verildi:
“1-Mağusa’nın kapalı kenti bölgesinin yeniden imar ve yeniden iskanı için teknik komite kurulması,
2-İlk adım olarak yabancı ve Kıbrıslı Rumlar da dahil Kıbrıslı uzmanların yeniden imar açısından teknik inceleme yamasına müsaade edilmesi,
3-Avrupa Birliği’ne, incelemelerin finansmanı, BM’ye de teknik çalışmalara yardım etmesi için talepte bulunulması 
4-Bölgenin tamamen askersizleştirilmesinin sağlanması gerekir.”

“KIBRIS TÜRK TARAFININ LİDERİNİN ÖNERİME OLUMLU CEVAP VERMESİNİ ÜMİT EDERİM”

 Habere göre Anastasiadis mektubunda “Kıbrıs Türk tarafının liderinin,  Güven Yaratıcı Önlem olarak işleyebilecek ve BM’nin, kapalı Maraş bölgesinin BM idaresi altında yasal sakinlerine iade edilmesi çağrısı yapan kararlarıyla tam uyumlu önerime olumlu cevap vermesini ümit ederim” ifadesini de kullandı.  

Anastasiadis son olarak, “müzakerelerin yeniden başlaması perspektiflerinin canlı tutulması konusunda BM Genel Sekreteri ile çalışmaya devam etme  taahhüdüne bağlı olduğunu” belirterek Genel Sekreter’i “Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için her türlü çabayı harcamaya” çağırdı. 
Alihtia “Başkan BM Genel Sekreteri’ne Ne Diyor” başlıklı haberinde Anastasiadis’in Guterres’e 14 Haziran’da gönderdiği mektupta  “Türkiye’nin, sözde Rum ‘MEB’ini ihlallerinin, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinin uluslararası hukuka uygun olduğu iddialarını yalanladığını” öne sürerek müzakerelere tekrar başlamaya hazır olduğunu ilettiğini yazdı.
Gazete Rum Sözcü Prodromos Prodromu’nun 14 Haziran tarihli mektubun içeriği konusunda Rum Haber Ajansı’na yaptığı açıklamaya yer verdi.
Habere göre Prodromu mektupta,  “Türkiye’nin ihlallerine” dikkat çeken Anastasiadis’in “bu, müzakerelerin devamı için zor bir dönem” vurgusunu yaparak Genel Sekreter’e hitaben “öteki taraf da kabul ederse müzakerelerin yeniden başlamasını gündeme getirebilecek şartların tesis edilmesinde desteğinize haiz olmayı umuyorum” dediğini açıkladı.
Prodromu Anastaiadis’in BM uluslararası hukukun koruyucusu olduğunu hatırlatarak, “müzakere çabalarının  başlayabilmesi için”  Genel Sekreter’den Türkiye’nin “yasadışı” diye nitelediği faaliyetlerinin durdurulmasına katkı koymasını istediğini de anlattı.
Anastasiadis’in Genel Sekreter’den herhangi bir cevap alıp almadığı sorusuna olumsuz cevap veren Prodromu, Anastasiadis’in bu sabah Genel Sekreter’in Özel Temsilcisi Elisabeth Spehar ile görüşeceğini, görüşme talebinin, BM Barış Gücü’nün görev süresinin yenilenmesine dair raporun Temmuz ayında Güvenlik Konseyi’ne sunulacak olması hasebiyle Spehar’dan geldiğini söyledi.(Rum internet gazeteleri Spehar-Anastasiadis görüşmesinin 8 Temmuz’a ertelendiği bilgisini geçti.) 
Prodromu 14 Haziran tarihli mektupta Kıbrıslı Türklerin bir olumlu oy talebi ile ilgili önerisi, desantralizasyon ve parlamenter sistem benimsenmesi gibi “yapıcı öneriler” sunduğunu hatırlatan Anastasiadis’in, Güven Yaratıcı Önlemler benimsenmesi teşvikine karşılık da bu tür 21 öneri sunduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Başkan Anastasiadis  mektubunda, referans şartlarında anlaşma olmaması ışığı altında Sayın Lute’a  şahsının Sayın Akıncı ile, Sayın Lute’un huzurunda bir görüşme yapmasını önerdi, Lute’un Crans Montana konferansı türünde bir görüşme yapılması önerisini kabul etti ve kutladı. Başkan Anastasiadis mektubunda ayrıca, BM Genel Sekreteri ile Pekin’de yaptığı görüşmede kendisine, Guterres’in huzurunda Akıncı ile görüşme önerisinde bulunduğunu da hatırlattı.”
Haravgi manşete çektiği haberine “Başkan Guterres’i Hatırladı… Lute’un Referans Şartlarında Mutabakat Çabası Başarısız Oldu… Anastasiadis Crans Montana Tipi Görüşme İstiyor… Partiler Mektupla İlgili Bilgilendirme İstiyor” başlık ve spotlarını attı.
Gazete haberi “Başkan Anastasiadis birçok gerilemeden, zor duruma ve çıkmaza düştükten sonra, BM Genel Sekreteri’ne mektup gönderme ve Türkiye’nin yasadışı eylemlerine son verilmesine ve müzakerelerin yeniden başlamasına katı koymasını isteme gereği hissetti” yorumuyla aktardı.  
Politis Anastaiadis’in 14 Haziaran tarihli mektubuyla ilgili haberini “MEB’de Normalleşme Konusunda BM’ye… Anastasiadis Guterres’in Müdahalesini İstiyor” başlığı altında aktardı.
PARTİLER MEKTUPLAR HAKKINDA BİLGİ İSTİYOR
Fileleftheros “Partiler Başkan’dan Bilgilendirme İstiyor… BM Genel Sekteri’ne Mektuplar Konusunda Bilgi İstiyorlar” başlıklı haberinde  Rum siyasi partilerinin Anastasiadis’ten, BM Genel Sekreteri’nden, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini şikayet ettiği ve Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için katkısını istediği mektupları hakkında bilgi talep ettiğini yazdı.
Habere göre AKEL Genel Sekreter’e gönderilen mektup  konusunda, Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis tarafından bir radyo programında bilgi verildiğine dikkat çekerek Anastaiadis’in “sonradan da olsa siyasi güçlere  mektubun tam içeriği hakkında bilgi germesi gerektiği” inancını belirtti. AKEL’in açıklamasında “Başkan, müzakerelerin yeniden başlaması konusunda zaman zaman, esasen BM Genel Sekreteri’nin müzakerelerin başlaması için istediklerini iptal eden çeşitli şartlar  ve ön şartlar koştu” ifadesine de yer verildi.
DİKO Rum Ulusal Konseyi’nin, kritik konuların derinlemesine görüşülmesi için acilen ucu açık  toplantıya çağrılmasını istedi ve “Başkan Anastasiadis iç cephede birlik istiyorsa tartışmaya hazır olmalı, dinlemeli” uyarısında bulundu. 
EDEK Rum yönetimini Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri konusunda “Güvenlik Konseyi’ne başvurma ihtimalini ciddiyetle incelemeye” çağırdı.
Dayanışma Hareketi müzakerelerin yeniden başlaması konusunda Anastaiadis’in önerdiği üç seçenekten (Lute huzurunda Akıncı-Anastasiadis, Guterres huzurunda Akıncı-Anastasiais görüşmesi veya Crans Montana tipi konferans) hangisi seçilirse seçilsin ya müzakerelerin başarısızlığa uğraması veya  hidrokarbonların değerlendirilmesi görüşmesi şartı da dahil bütün Türk şartlarının kabul edilmesini gündeme getireceği görüşünü ortaya koydu.

Devamını oku

Güncel

“Türkiye ile her konuda aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz”

Bütçe görüşmelerinin ikinci gününde kürsüye çıkan CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Son dönemde bazı kavramları ortak kullanmaya başladık. Bunlardan ne anladığımız farklı olabilir ama kullanılan kavramlar benzeşmeye başladı. Bunlardan biri ‘kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmak’ diğeri de ‘statüko’… Statüko daha önce çözüm konusunda istekli olanların sözcüğüyken şimdi farklı kesimler tarafından da dillendirilen bir sözcüğe dönüştü. Statüko denen şeyi tanımlarsak yol hattını da oluşturabiliriz. Statüko dediğimiz şey adada bir çözüme ulaşılamamış olması ve BM’nin sürekli olarak sürdürülemez dediği şeydir. Bunun yansımaları da en azından bizim açımızdan öngörülemez bir durumun devamlılığı, dünya ile arzu ettiğimiz biçimde buluşamamak, diyaloğu geliştirememek ve uluslararası hukukun çerçevesi içerisine bir türlü girememektir.”

“Daha somut tabirle içinde bulunduğumuz koşullar doğrudan ticaret yapamama, direkt uçuşların olmaması, Maraş’ın onlarca yıldır kapalı kalması, kültür, sanat insanlarımızın, sporcularımızın uluslararası alanda kendilerini göstermekte zorluklarla karşılaşması. Yükseköğretim kurumlarımızın yine bir sürü problemle karşı karşıya kalması.”

“Bunu değiştirmek konusunda hemfikir miyiz? Görebildiğim aynen devam etsin diyen biri yok. O zaman rasyonel gözle bakmamız lazım ve bu statükoyu nasıl değiştirebiliriz konusunda fikrilerimizi yarıştırmamız lazım.”

“Rumlar çözüm olmasa da AB’ye gireceklerini düşünerek oy kullandılar ve hayır dediler. Statüko olduğu gibi kaldı. Bugünkü koşullarda doğrudan ticaret yapamıyoruz, turizmin ihtiyacı olan direkt uçuşlar konusunu çözmüş değiliz. Statüko buysa ve bugüne kadar değiştirilemediyse ne yapmamız gerekir konusu temel sorudur.”

“Cumhurbaşkanlığı makamı BM şemsiyesi altında toplum liderliği makamıdır. Bunun üzerinden çok daha proaktif olmak zorundayız. Elimiz güçsüz değil, Maraş konusunda bir şeylerin değişmesi gerektiği ortadır. BM ile kararları istişare ve müzakere etme zeminimiz vardır.”

“Temel derdimiz Kıbrıs Türk halkının varoluşunu, kimliğini, kültürünü geleceğe taşıma gailesidir. En önemli meselemiz budur. Bunu öteye taşıyıp Kıbrıslı Türkleri özne kılacaksak kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmalıyız. Bu olmadığı müddetçe kendi kararlarımızı kendi organlarımızla olması gerektiği biçimde veremeyeceğimiz ortadadır.”

“Kapsamlı çözüme ulaşamadığımız koşullarda çözüme adım adım ilerleme yolunda adım atmamız lazım. Zaman zaman tek taraflı, zaman zaman GYÖ ile gerçekleşir ama hepsini bütün dünya ile konuşarak yapmak mümkündür.”

“Türkiye ile KKTC her konuda aynı şeyi düşünmek zorunda değildir. Geçmişte de olmadı. Lokmacı Barikatı’nın açılması sırasında yaşananları hatırlayın ama asla diyalog kopmadı ve ekonomik açıdan büyük fayda sağlayan kapı açıldı.”

“Yürümemiz gereken yol rasyonel düşünüldüğünde çok net biçimde karşımızda duruyor. Sonuca ulaşamadığımız noktada hem çözüm irademizi hem de hak ettiklerimizi, haklı taleplerimizi anlatmak gerekir.”

“Cumhurbaşkanlığı makamını daha efektif kullanmamız gerekiyor. Hükümetler olarak siyasi istikrar sorunumuz var ve 12 – 13 aylık hükümetlerle bu işlere odaklanamıyoruz. Cumhurbaşkanlığı makamının yürütme yetkisi ve görevi başlığı altında yazanları tartışmaya ihtiyacımız var. Kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle sağlaması gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Anayasanın 111 maddesinde güvenlik sorunu tartışılırken Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun başında cumhurbaşkanının bulunduğunu, dolayısıyla bu kurulun güvenlikten temel sorumlu kurul olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Ekonomi konusunda da cumhurbaşkanının yetkisi vardır. Beş yıl görev yapan bir makam olduğunu düşünürsek ve cumhurbaşkanlığının yetkilerini artırırsak hükümetler değişse bile o kurulların istikrarı ileriye doğru taşınabilecek demektir.”

“Cumhurbaşkanlığı makamı doğrudan halk oyuyla seçilen bir makamdır. Türkiye buna yeni geçti ama bizde 1975’ten beri cumhurbaşkanını halk seçiyor. Cumhurbaşkanı aynı zamanda toplum lideridir ve içinde bulunduğumuz statüko içinde Rum liderliği ile eşitlendiğimiz tek yer burasıdır. O makamda kim oturursa otursun o kişiye yönelik olarak elbette eleştiri yapılabilir ancak sınırların aşıldığı, hakarete, tehide varıldığı noktalarda bu sadece makamda oturan kişi için sorun değil Kıbrıs Türk halkı için sorundur. O hakaretler Kıbrıs Türk halkının iradesine yönelmiş demektir. İçeride de dışarıda da bu hassasiyet önemlidir. Özne olma potansiyelimizin en önemli parçası cumhurbaşkanlığıdır.”

“Ayrıca CTP grubu adına bütçeye oyumuzun ‘evet’ olacağını da açıklamak isterim.”

Devamını oku

Güncel

“Cumhurbaşkanı, toplumu kutuplara ayıran söylemlerden uzak durmalı”

Meclis Genel Kurulu’nda 2020 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı görüşülmeye devam ediyor.

Meclis Genel Kurulu’nda konuşma yapan HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, insan hakları günü olan bugün Kıbrıslı Türklerin haklarını dünyanın görmezden gelmesini eleştirdi.

ıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerini haklarını gasp ettiğini ve dünyanın da bunu görmezden geldiğini belirten Manavoğlu, uluslararası toplumun Kıbrıs’a gönderdiği katkıların yıllardır Rumlar tarafından kullanılmasını da eleştirdi ve bunun sorgulanması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, çözümden kaçan tarafın Rum tarafı olduğuna işaret ederek, “Kıbrıs’ın kuzeyinde farklı şekillerde dile getirsek de hepimiz bir çözüm istiyoruz. Müzakere masalarında harcadığımız bunca zamanda dünyadaki diğer güçler müdahale etmediği sürece kolay değil. Bu nedenle Kıbrıslı Türkler açısından bunu zaman kaybı olarak görüyorum” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti için adadaki Kıbrıs Türk varlığının önemli olduğunu dile getiren Gülşah Sanver Manavoğlu, müzakere süreci devam ederken içinde yaşanılan sistemi sürdürülebilir hale getirmenin yollarının aranması gerektiğini vurguladı.

Manavoğlu, Cumhurbaşkanı’nın tüm halkı kucaklaması gerektiğini de belirterek, Cumhurbaşkanı’nın toplumu kutuplara ayıran söylemlerden uzak durmasının önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerin çıkarlarına zarar vermeyecek şekilde konuşulması gerektiğini kaydeden Manavoğlu, bu çıkarların elde edilmesi konusunda daha aktif olunması gerektiğini ifade etti.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda sürekli görüşmeler yapıldığını fakat müzakerelerden sonuç alınmadığını kaydetti.

Kıbrıs sorununun çözülmesi için dış dinamiklerin pozisyon alması gerektiğini dile getiren Manavoğlu, 1571’den beri Kıbrıs’ta Türklerin olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti için de Türklerin çok önemli olduğunu belirtti.

“Müzakere süreci devam ettiği halde önümüze bakmamız gerekir” diyen Manavoğlu, artık ekonomik olarak ileriye bakılması gerektiğini söyledi.

Manavoğlu, Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin çıkarları konusunda aktif olunması gerektiğini kaydetti.

Devamını oku

Güncel

Lefkoşa’da alt yapıya 11 milyon TL

LTB Başkanı Harmancı, yeni yılda kanalizasyon, yol yapım, kaldırım, su hatları gibi altyapılara 11 Milyon TL, park yapımı sosyal tesisler gibi alanlara da 2,5 milyon TL özkaynak akışı öngörüldüğünü açıkladı

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, bütçe hazırlık çalışmalarını dün itibariyle tamamladıklarını açıkladı.

Harmancı’nın açıklaması şöyle:

“Aylardır süren bütçe hazırlık çalışmalarını dün itibariyle tamamladık. Uzun yıllardır meclis üyelerimizin bir fiil içinde olduğu ve neyi nasıl yapabiliriz birlikte ele aldığımız bir alan bütçe çalışmaları. Üzerimizde her yıl olduğu gibi 2020 yılında da elbette baskı büyük olacak. LTB kadrosu işçi açığı olan ama memuru fazla olan bir yapı, haliyle şubeler daha iyi çalışma gerçekleştirebilmek için işçi taleplerini ortaya koydular, bizler ise 20/25 yıllık bir maceraya atılma yerine bu talepleri yeni istihdam yaratmadan bazı çalışmalarımızı hizmet alımı ile yapmakla çözüm stratejisi ile yeni bütçeyi tasarladık. Elbette önümüzdeki yıl bizim yaratmadığımız ama çözmek zorunda olduğumuz geriye dönük ödeyeceğimiz ihtiyat sandığı, sigorta ve vergi borçları önemli bir zorluk ama başaracağız. Bütçenin ilk kez %60’ın altına düşen personel oranı olumlu tabi yıl sonu gerçekleşen bütçe ile kıyaslamak gen sağlıklı sonucu verecek ama düşen trendimiz devam ediyor.
Kanalizasyon, yol yapım, kaldırım, su hatları gibi altyapılara yaklaşık 11 Milyon Türk lirası, park yapımı sosyal tesisler gibi alanlara da 2,5 milyon TL gibi bir özkaynak akışı öngörülüyor. Yeni açık pazar projesinin yeni maliyeti ile birlikte proje kredisi kullanılarak bitirilmesi gündeme gelecek.
Sanayi bölgesinin altyapı sorunlarının minimize edilmesine yönelik hazırlanan projeler aylar öncesinde Başbakanlık ve afet kurulunun paydaşlarına verilmiş ve bütçe çıkarılması talep edilmişti. Bu bütçeler eğer sağlanmaz ise ayırdığımız altyapı kaynakları ile biz sorunu hafifleteceğiz lakin çok taraflı bu sorunun çözümü için herkesin elini taşın altına koyması en büyük beklentimiz.
70 Milyon TL AB kaynaklı kanalizasyon ana taşıyıcı hat projemiz başladı devam edecek, Lefkoşa’da 2022’de tamamlandığında hayatı değiştireceğine inandığımız AB kaynaklı Kanlıdere yürüyüş ve bisiklet yolu için de 2020 başında dizayn ve yapım ihalesinin çıkması bekleniyor”

Devamını oku

Güncel

Yurt odasında uyuşturucuyla yakalandı

Bir üniversite kampüsü içerisinde gerçekleştirilen rutin kontrollerde yurt odası içerisinde uyuşturucu madde bulunan zanlı Abdalla Abdusallam Mohammad tutuklanarak bugün mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren polis memuru Mehmet Sevinç, olguları aktardı. Polis, zanlının 9 Aralık’ta bir üniversite kampüsü içinde yurt odasında güvenlik görevlileri tarafından yapılan rutin kontrolde 6 ayrı foil kağıda sarılı 2 gram ağırlığında hintkeneviri türü olduğuna inanılan uyuşturucu madde bulunduğunu belirtti. Polis, zanlının konu maddeyi ayni gün Gönyeli’de aranan bir şahıstan 400 TL’ye 2 gram olarak satın aldığını itiraf ettiğini söyledi. Polis, tahkikatın salimen yürütülebilmesi için zanlının üç gün tutuklu kalmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Temay Sağer, tahkikatın salimen yürütülebilmesi için zanlının üç gün tutuklu kalmasına emir verdi. Evrim KAMALI)

Devamını oku

Güncel

Polislere beraat

Yedidalga – Gemikonağı ana yolu üzerinde 2012 yılı içerisinde kullandığı plakasız dağ motoru ile devriye gezen polisleri fark ederek kaçmaya çalışan ve daha sonra kaza yaparak yaşamını yitiren Aras Kansay’ın kaza yapmasından sorumlu tutulan Polis aracını süren polis memuru Cafer Aygün ve yanında yolcu olan polis memuru Ali Çiftçi, beraat etti.

Polislerin avukatları Mustafa Asena ve Burçin Sertbay, iddia makamının tanıklarının ve şahadetinin sanıkları müdafaaya çağrılmaması veya kendilerini müdafaa edeceklerini gerektirecek inanırlılığın olmadığı gerekçesiyle müdafaa yapılmaksızın beraat etmelerini talep etmişti.

Mahkeme, iki trafik polisini savunmaya davet etmeksizin beraat etmelerine karar verdi. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkan Nüvit Gazi, Kıdemli Yargıç Şerife Katip ve Yargıç Umut İnan huzurunda itham edilmelerinin ardından yargılanmalarına başlanmıştı. Kazanın, 10 Haziran 2012 tarihinde 19.00 sıralarında Yedidalga – Gemikonağı anayolu üzerinde, Gemikonağı istikametine doğru motosikletle seyreden Aras Kansay’ın polis aracıyla önünün kesildiği ve Kansay’ın yönetimindeki motosikletin anayol dışındaki toprak bankete çıkıp, dengesini kaybederek sağ şeride geçerek, karşı istikametten gelen taksi araca çarpmasıyla meydana geldiği iddia edilmişti. Kansay olay mahallinde yaşamını yitirmişti. Polis aracını süren polis memuru Cafer Aygün ve yanında yolcu olan polis memuru Ali Çiftçi, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu başkasının ölümüne, Yolun sağını muhafaza etmeme, tehlikeli sürüş yapıp kazaya neden olma suçlarından itham edilmişti. Sanıklar suçlamaları kabul etmemişti. Evrim KAMALI)

Devamını oku

Çok Okunanlar