Rum lidere "hakaret" tepkisi

Gündem · · Gazetda Haber Merkezi

Rum lidere "hakaret" tepkisi

Kıbrıslı Türkleri dışlayan adımlara karşı Rum Liderden izahat isteyen Cumhurbaşkanı Erhürman, Hristodulidis’in kendisine “Bunların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin görevi olduğunu ve devam edeceği” yanıtını verdiğini söyledi ve bunu “Çok daha büyük bir hakaret olarak” nitelendirdi

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney’de yayımlanan “Politis” gazetesine verdiği özel demecin dün yayımlanan ikinci kısmında, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’e iki toplum arasındaki güveni zedeleyen faaliyetleriyle ilgili eleştirilerde bulundu.
Gazete Andreas Parashos’un Erhürman’la gerçekleştirdiği söyleşiyi okurlarına, “Eylemler Sözlerden Daha Güçlüdür- Hristodulidis’in Faaliyetleri Güveni Zedeliyor- Güven Boşluğa İnşa Edilemez! Düşmanca Bir Ortamda Ayakta Kalamaz” başlıklarıyla yansıttı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın gazeteye verdiği demecin ikinci kısmında, Lokmacı Caddesinde birlikte yürüyüş yapmalarına dair önerisinin Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis tarafından ertelediğini açıkladığını yazan gazete, Erhürman’ın iki toplumu yabancılaştıran eylemleri kınadığını, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu savunduğunu, Great Sea Interconnector (GSI) projesi konusunda ise kapsayıcı bir yaklaşım önerdiğini iletti.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın bir müzakere ortağı olarak Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’e ne kadar güvendiğinin kendisine sorulması üzerine buna olumlu yanıt vermekten kaçındığını yazan gazete, Erhürman’ın bunun aksine “Eylemlerin sözlerden daha güçlü olduğunu” söyleyerek, Rum liderliğinin güveni zedeleyen faaliyetlerini kınadığını kaydetti.
Erhürman’ın bununla ilgili “Çarpıcı bir ifşaatta” bulunduğunu da yazan gazete, Erhürman’ın Hristodulidis’ten bu faaliyetlerle ilgili bir izahat istediği zaman Hristodulidis’in kendisine “Bunların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin görevi olduğunu ve devam edeceği” yanıtını verdiğini açıkladı.
Gazete Erhürman’ın bunu “Çok daha büyük bir hakaret olarak” yorumladığını iletti.
Mülkiyet konusunda ise Erhürman’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarına (AİHM) atıfta bulunarak Taşınmaz Mal Komisyonu’nu savunduğunu yazan gazete, Erhürman’ın Güney’deki Kıbrıs Türk Malları Vasiliğinin benzer çareler sağladığına ise karşı çıktığını iletti.
Erhürman’ın buna paralel olarak Kuzey’deki Rum mallarıyla ilgili cezai kovuşturmaları ve tutuklamaları da güveni zedeleyen faaliyetler olarak tanımladığını kaydeden gazete, Erhürman’ın enerjiyle alakalı açıklamasının ise “Oldukça ilgi çekici olduğuna” işaret etti.
Gazete, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Kıbrıs Türk tarafını dışlamayacak kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi halinde, Great Sea Interconnector (GSI) projesinin bir iş birliği fırsatı teşkil edebileceğini düşündüğünü iletti.
Bir yıllık temasların ardından, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’le aralarında önemli bir güvensizlik olduğunun görüldüğü ve Hristodulidis’e bir müzakere ortağı olarak güvenip güvenmediğinin kendisine sorulması üzerine ise Erhürman, isteğinin muhatabına güvenebilmek olduğunu, çünkü güvenin her ilişkinin temelinde bulunduğunu dile getirdi.
Güvenin inşa edilmesi ve korunmasının, ortak bir hedefe ulaşılması için sürekli çaba ve iş birliği gerektirdiğini ifade eden Erhürman, bu açıdan bakıldığında eylemlerin sözlerden daha güçlü olduğunu savundu.
Güveni zedeleyen faaliyetlerin artmasının doğal olarak iki taraf arasındaki ilişkiyi zorlaştırdığını ifade eden Erhürman, muhatabına neden Rum kesiminin bu faaliyetlerde bulunduğunu sorduğu zaman Hristodulidis’in kendisine “Devlet olarak bunun kendilerinin görevi olduğunu ve bu faaliyetlerin devam edeceğini söylediğini” açıkladı.
Sözlerinin devamında bunun daha büyük bir hareket olduğunu dile getiren Erhürman, güvenin boşluğa inşa edilemeyeceğini ve düşmanca bir ortamda ayakta kalamayacağını vurguladı.
Erhürman, Kıbrıslı Türkleri daha fazla dışlayarak, çocukların sporla ilgili hayallerini gerçekleştirmesini ve gençlerin bir müzik etkinliğinde bir araya gelmesini engelleyerek veya diplomatik misyonları Kıbrıslı Türk yetkililerin söyleyeceklerini dinlememeye çağırarak güveni artıramayacaklarını veya Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasındaki yakınlaşmayı yaratamayacaklarını savundu.
Erhürman, bu gibi faaliyetlerin sadece mevcut korkuları daha da artıracağını, önyargıları pekiştireceğini ve insanları birbirinden daha da uzaklaştıracağını dile getirdi.
Basına sızdırılan bilgilerin ve suçlama oyunlarına girilmesinin de verimli olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erhürman, bütün bunlara rağmen muhatabıyla olumlu ve samimi bir şekilde çalışmaya devam etme konusunda kararlı olduğunu, çünkü Kıbrıs’ta çözüme ulaşmak konusunda ortak bir yükümlülüğe sahip olduklarını savundu.
MÜLKİYET
Mülkiyet konusuyla alakalı bir soruya karşılık Erhürman, 2004 veya 2017 yılında bir çözüme ulaşılmış olması halinde, mülkiyet meselesinin de kapsamlı bir şekilde çözülmesinin mümkün olabileceğine işaret etti.
Erhürman mülkiyet meselesinin bu tarz bir kapsamlı çözümünün yokluğunda, kendilerinin Kıbrıs Türk tarafı olarak Kuzey’de, Kıbrıslı Rumların mülkiyet talepleriyle ilgili olarak başvurabilecekleri bir mekanizma olduğunu güvence altına aldıklarını kaydetti.
Erhürman, bu yolun, yani AİHM tarafından da tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bu gibi taleplere ilişkin farklı çareler sunan etkin bir mekanizma teşkil ettiğini vurguladı.
Bu bağlamda Kıbrıslı Türklerin bu gibi talepleri için Güney’de benzer bir mekanizma olmadığını vurgulamak istediğini dile getiren Erhürman, Güney’de bu tarz bir mekanizmanın olmamasının, Kıbrıslı Türk mülk sahiplerine herhangi bir çare yolu sunulmaksızın, Kıbrıs Türk mallarından istifade edilmesi veya bunların kullanılmasıyla sonuçlandığına işaret etti.
Aslında mülkiyet meselesini siyasi amaçlar için kullananın kendileri olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erhürman, kuzeydeki mallarla ilgili yasal süreçlerin ve tutuklamaların devam etmesinin Rum yönetiminin güveni zedelemeye yönelik başlıca eylemlerinden birini teşkil ettiğini vurguladı.
Benzer şekilde Rum kesiminin mülkiyet meselesini Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesindeki görüşmelerde de siyasi hale getirmeye devam ettiğini ifade eden Erhürman, Kıbrıs Türk tarafı olarak tek amaçlarının Kıbrıs sorununu daha fazla gecikme olmadan, belirli bir zaman çerçevesiyle ve sonuca odaklı bir süreç aracılığıyla çözmek, ayrıca mülkiyet meselesini ve geriye kalan çözülmemiş sorunları da kapsamlı bir şekilde ele almak olduğuna işaret etti.
Dolayısıyla ucu açık bir süreci ve sırf müzakere olsun diye müzakere yapılmasını desteklemediklerini kaydeden Erhürman, bu yaklaşımın Kıbrıs Rum kesiminden de benzer karşılığı bulmasını beklediklerini söyledi.