Okulda ağlama uyum sorunu değil, güven işareti

Yaşam · · Gazetda Haber Merkezi

Yakın Doğu Üniversitesi uzmanları, çocukların okula uyum sürecinde sergilediği ağlama ve ebeveynden kopamama gibi davranışların uyum sorununa işaret olmadığını vurguluyor. Ebeveynlere hem çocuklarının hem de kendi duygularının farkında olmaları gerektiği tavsiye ediliyor.

Okulda ağlama uyum sorunu değil, güven işareti

Okula başlamak, çocuklar için yeni bir çevreye uyum sağlama süreci anlamına geliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Yeniboğaziçi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Klinik Psikolog Deniz Aykol Ünal, çocukların okula uyumunu sadece ağlama gibi davranışlarla değerlendirmemek gerektiğini belirtiyor. Ünal, "Okula uyum, çocuğun hiç ağlamaması değil; ağlasa da güvende olduğunu öğrenmesidir" diyor.

Okulun ilk günlerinde çocuklar, alıştıkları düzenin dışına çıkıp yeni ilişkiler kurmaları ve farklı kurallara uyum sağlamaları gerektiğinden çeşitli duygusal tepkiler verebilirler. Ünal, "Çocuk; alıştığı düzenin dışına çıkar, yeni yetişkinlerle ilişki kurar, akranlarıyla bir arada bulunur, yeni kurallara uyum sağlamaya çalışır ve kendisini güvende hissettiği bakım verenden bir süreliğine ayrılır. Bu nedenle okula uyumu ‘Kaç günde ağlamayı bıraktı?’ sorusuyla değerlendirmemek gerekir. Asıl mesele, çocuğun yeni ortamda güven geliştirebilmesidir" açıklamasını yapıyor.

Ünal, ebeveynlerin çocuklarının kaygı ve duygusal tepkilerini anlayışla karşılamalarının önemli olduğunu vurguluyor. Çocuğun tepkilerini "şımarıklık" veya "inat" olarak yorumlamaktan kaçınılması gerektiğinin altını çizen Ünal, "Çocuğun ağlamasını ‘şımarıklık’, ‘inat’ ya da ‘fazla bağımlılık’ olarak etiketlemek yerine davranışın taşıdığı mesaja bakmalıyız. Çünkü çocukların davranışları çoğu zaman henüz kelimelere dökemedikleri duyguların dilidir" diyor.

Ebeveynlerin, "Senden ayrılmak şu anda zor geliyor olabilir. Seni anlıyorum. Ama güvendesin ve ben seni almaya geleceğim" gibi ifadelerle çocuklarının kaygılarını kabul ederek, duygularını hissetmelerine yardımcı olmaları öneriliyor. Böylelikle çocuklar duygularıyla başa çıkmayı öğrenebilirler. Ayrıca, okula uyum sürecinde çocukların birbirleriyle karşılaştırılmaması gerektiği belirtildi. "Çocukların mizaçları, gelişimsel özellikleri ve önceki deneyimleri birbirinden farklıdır" diyen Ünal, çocukların kendi hızlarında güven geliştirmeleri gerektiğini vurguluyor.

Ebeveyn kaygısının da bu sürecin bir parçası olduğunu belirten Ünal, anne veya babanın kararlı ve sakin bir tutum sergilemesinin bu süreçte önemli olduğunu belirtiyor. "Sakin olmak hiç üzülmemek anlamına gelmez. Ancak çocuğun ebeveyninin duygularını düzenlemek veya onu teselli etmek zorunda kalmaması gerekir. Çocuğun, ‘Annem üzülse bile bu ayrılığın üstesinden gelebiliyor’ mesajını alabilmesi önemlidir" açıklamalarını yapıyor.

Ünal, okula uzun süre gitmek istememe, yoğun bedensel yakınmalar veya sosyal yaşamdan geri çekilme gibi belirtiler görüldüğünde profesyonel destek alınmasını öneriyor. "Okula gitmeyi sürekli reddetme, yoğun ve tekrarlayan bedensel yakınmalar, belirgin uyku sorunları, aşırı korku, sosyal yaşamda geri çekilme veya uzun süre devam eden yoğun sıkıntı gözleniyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir" ifadelerini kullanıyor.