Takip Edin

Güncel

Lefke bölgesi örgütlerinden Sağlık Bakanlığı önünde eylem

Lefke bölgesinden bazı sivil toplum örgütleri, Cengiz Topel Hastanesi’nde yaşanan sorunlarla ilgili bugün Sağlık Bakanlığı önünde eylem yaptı.

Eyleme; Kadınlar Konseyi Lefke Şubesi, Lefke ve Çevresi Öncü Kadınlar Derneği, Kanser Hastalarına Yardım Derneği Lefke Şubesi, Lefke Belediye Meclisi kadın üyeleri katıldı.

Eylemciler, Lefke’deki Cengiz Topel Hastanesi’nin kapatılması endişesi yaşadıklarını söyleyerek, sorunların çözülmesini ve hastanenin ek binasının tamamlanmasını talep etti.

Sağlık Bakanı Filiz Besim de eylemcilerin yanına giderek, hastanede son bir yılda yaşanan gelişmeleri aktardı. Bakan Besim, “Cengiz Topel Hastanesi’ni kapatma veya geri götürme gibi bir düşünce kesinlikle olamaz” dedi.

Eylemde, Kadınlar Konseyi Lefke Şubesi Başkanı Nevin Fenman basın açıklamasını okurken, Kanser Hastalarına Yardım Derneği Lefke Şubesi Sorumlusu Gülten Bayramoğlu, Lefke ve Çevresi Öncü Kadınlar Derneği Başkanı Suziye Zafer konuşma yaptı.

Kadınlar Konseyi Lefke Şubesi, Lefke ve Çevresi Öncü Kadınlar Derneği, Kanser Hastalarına Yardım Derneği Lefke Şubesi, Lefke Belediye Meclisi kadın üyelerinin Sağlık Bakanlığı önünde yaptıkları eylem sırasında Besim ile görüşmelerinin ardından, bakanlık toplantı salonunda da taleplerinin iletildiği detaylı bir toplantı gerçekleştirildi.

FENMAN

Kadınlar Konseyi Lefke Şubesi Başkanı Nevin Fenman, Cengiz Topel Hastanesi Doğum Servisi’nde doğum yaptırılamadığını, uzman doktorun haftada iki gün görev yaptığını belirtti.

Hastanede ortopedist, ürolog, kardiyolog gibi branşlarda doktor bulunmamasının bölge halkının temel sağlık hizmeti dahi alamadığının göstergesi olduğunu öne süren Fenman, hemşire eksikliği yaşandığını, röntgen ve benzeri cihazları çalıştıracak teknik personelin yetersiz olduğunu savundu.

Fenman, “Hastanemiz poliklinik hizmeti veren bir sağlık kuruluşu seviyesine düşürülmüştür.” dedi.

Hastaneye ilave edilecek 120 yataklı ek bölüm ve tadilatın projelerinin hazır olmasına rağmen temelinin atılamadığına işaret eden Fenman, “Cengiz Topel Hastanesi ek inşaat ve tadilat projesinin derhal temelinin atılıp gerçekleştirilmesini talep ederiz” diye konuştu.

“İlçe halkı ve öğrencileri ile 25 bin insanın çağdaş sağlık hizmeti alma hakkı yadsınamaz” diyen Fenman, hastanenin gerçek anlamda II. Basamak Hekimlik Hizmeti veren bir hastane düzeyine yükseltilinceye kadar eylemlerinin artarak devam edeceğini kaydetti.

BAYRAMOĞLU

Kanser Hastalarına Yardım Derneği Lefke Şubesi Sorumlusu Gülten Bayramoğlu, bölge halkının hastanenin kapatılacağı endişesi içinde olduğunu belirtti.

Bayramoğlu, Güzelyurt Hastanesi bitirildiği zaman Cengiz Topel Hastanesi’nin poliklinik olarak kullanılacağı endişesi yaşadıklarını kaydetti.

ZAFER

Lefke ve Çevresi Öncü Kadınlar Derneği Başkanı Suziye Zafer de sorunları aktararak, röntgen cihazının sadece mesai saatleri içinde çalıştığını, mesai dışında yaşanan olaylarda hastaların bölgede hizmet alamadığını, hastanede aletleri çalıştıracak uzmanların bulunmadığını belirtti.

Kadın Doğum Servisi’nde sıkıntı yaşandığını dile getiren Zafer, ek binanın tamamlanacağı sözünün verildiğini ancak sözlerin tutulmadığını söyledi.

Zafer, projenin en kısa zamanda bitirilmesini istediklerini belirtti.

BESİM

Sağlık Bakanı Filiz Besim de Cengiz Topel Hastanesi’ni geri götürme düşünceleri bulunmadığını, göreve geldikleri günden itibaren hastaneyi ileriye taşıdıklarını, eksikliklerin farkında olduklarını ve bunların da tamamlanması yönünde çaba ortaya koyduklarını kaydetti.

Hastaneye çağdaş bir röntgen cihazı alındığını, ilk defa tam zamanlı radyolog atandığını, ultrasound cihazının yenilendiğini dile getiren Besim, kadın doğum uzmanının haftanın iki günü hastanede olduğunu, yeni kadın doğumcu için ilan açıldığını, eksikliğin giderileceğini belirtti.

Besim, hastanede smear taramalarının yapıldığını, spiral takılabildiğini dolayısıyla kadın sağlığının, koruyucu hizmetlerin geriye gittiğini söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.

Hemşire eksikliğinin ada genelinde yaşanan bir sorun olduğuna işaret eden Besim, üçüncü kez kadro artırımına gittiklerini, nisan ayında yeniden hemşire alınacağını söyledi.

Cengiz Topel’in ek binası ile ilgili projenin onaylandığını belirten Besim, projenin hayata geçmesi için kaynak sıkıntısının aşılması gerektiğini kaydetti.

Hastanenin diyaliz ünitelerinin ay sonu devreye gireceğini dile getiren Besim, hastanenin kadın doğum servisini kapatma düşünceleri bulunmadığını vurguladı.

Besim, Cengiz Topel Hastanesi bizim için çok önemli bir hastanedir. Kapatılması asla söz konusu değildir. Bölge halkı çok daha çağdaş bir hastaneyi hak ediyor. Bizim amacımız bunu sağlayabilmektir” dedi.

Haber: Gözde Süreç Sarı – Fotoğraf: Süleyman Önal

Güncel

Hayati öneme sahip konular isimlendirilmiyor

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e, Kıbrıslı Türkler için hayati öneme sahip gördüğü ve karar alınması için bir olumlu oy haklarını teslim ettiği konuların neler olduğunu açıklamaya çağırdığı yazılı açıklamasına, Rum tarafından “liste mantığına girmeyiz” cevabı geldi.

Güney’de yayımlanan Politis “Hayati Öneme Sahip Konular İsimlendirilmiyor… Kıbrıs Rum Tarafının Kaynaklarından, Siyasi Eşitlik Konularına Dair Liste İsteyen Akıncı’nın Eleştirilerine Net Cevap” başlıklı haberinde, Rum tarafından adını vermediği bir kaynağa dayanarak Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Anastasiadis’in hayati önemde gördüğü konuların hangileri olduğunu açıklaması çağrısının Rum tarafında kabul görmediğine işaret etti.

Haberde adı açıklanmayan ancak yetkili olduğu belirtilen kaynak, “Kıbrıs Rum tarafının, siyasi eşitlik ve hayati öneme sahip konular meselesinde kamuoyu önünde müzakereye veya havadan çatışmaya girmeye ne niyeti ne de isteği vardır” dedi, şunları ekledi:

“Tarafların, Kıbrıs Türk tarafının bir olumlu oy hakkına sahip olacağı meselelerle ilgili detaylı bir liste hazırlamaya girişmelerinin hiçbir mantığı yoktur, keza bu liste hiçbir zaman tam olamaz. Kıbrıs Rum tarafı bu noktaya, taraflar arasında ilkelere dayalı anlaşmaya varması gereken meseleler olarak yaklaşıyor. Bir anayasada, Kıbrıs Türk tarafını toplum olarak olumsuz etkileyecek veya hayati öneme sahip konularda bir olumlu oy hak olarak kaydedilebilir. Böyle bir konu için de anlaşmazlıkların etkin çözüm mekanizması üzerinde uzlaşılması gerekir.”

Kaynağın anlattığına göre Rum Başkanlık Sarayı, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “bu meseleye iyi niyetli yaklaşmadığına ve bu tür konuların kamuoyu önünde müzakeresinde ısrar ederek prosedürde sorun yaratmayı hedeflediğine” inanıyor.

Anastasiadis’in müzakere taktiğinin, Akıncı’nın “Bakanlar Kurulu’nda bir olumlu oy uzlaşısından caymasından” etkilendiğini savunan kaynak, Akıncı’nın Cenevre Konferansı ve sonrasında tali öneme sahip organlar da dahil bütün meselelerde bir olumlu oy hakkı talep ettiğini, bunun da olguları ve Rum tarafının tavrını değiştirdiğini” iddia etti.

Kaynak “taraflar bütün meselelerde anlaşmaya varma nihai hedefiyle özlü bir müzakereye girmeye karar verdiklerinde, masaya sunulacak ve Kıbrıslı Türkler için bir olumlu oy hakkı olacak durumların hangileri olduğunu belirleyecek ana meselelerin ve yönlerin listesi şekillendirilecek” dedi, şunları da ekledi:

“Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin etkin katılımı meselesini garantilerin kalması meselesine bağlamaya çalıştığı dikkatimizden kaçmıyor. Tarafların bu siyasi eşitlik merkezli tartışmaya girmesi ile Kıbrıs Rum tarafı açısından ana mesele olması gereken, işgal askerlerinin çekilmesi ve garantilerin kaldırılması konusu gözden kaçıyor. Guterres’in son raporunda ne bu konuda herhangi bir ifade var ne de herhangi bir yerinde Türkiye’nin adı zikrediliyor.”

Gazete “hiçbir kuşku kaldırmaz” diye nitelediği kaynaklarının “Cenevre’de ve Mont Pelerin’de düşük politika konularında ve Alt Meclis düzeyinde olumlu oy ile ilgili olguların ve nelerin Kıbrıslı Türkler için hayati öneme sahip konular addedilmesi gerektiğinin büyük ölçüde netleştiğine” inanç belirttiklerini yazdı, devamla şu sözlerini aktardı:

“Aynı kaynaklar, bakanlar kuruluyla ilgili bütün konularda bir olumlu oy üzerinde uzlaşıldığını ve ikincil öneme sahip örgütler düzeyinde bir olumlu oy meselelerinin de netleştirildiğini söylüyor. Kıbrıslı Türklerin bir olumlu oy hakkı olacak organlar/konulardan bazılarını Kamu Hizmeti Komisyonu, suyun adil paylaşımı, radyo ve televizyon frekansları, vb. olarak sıralıyor. Yasama yetkisi (Üst Meclis) düzeyindeki meselelerde de her bir taraftan 2/5 basit çoğunluk olması gerektiğinde de uzlaşıya varılmıştı. Bu meselelerden bazıları da dış politika, savunma, güvenlik ve bütçe alanlarıydı.”

Devamını oku

Güncel

“Türk tarafının olumlu tutumu görmezden gelindi”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs raporunda iki kesimli iki toplumlu federasyonda siyasal eşitlik vurgusu, geçmiş mutabakatlara ve 11 Şubat belgesine atıfta bulunması ve aynı zamanda bir kez daha çerçevenin 30 Haziran 2017 tarihli metin olduğunun kayda geçmesinin önemli olduğunu vurguladı. Akıncı, bunun Rum tarafına dolaylı da olsa bir uyarı anlamında olduğunu da belirtti.
Raporda, ucu açık süreçlerin artık geçmişte kaldığı ve sürecin çözüm odaklı olması gerektiğinin de belirtildiğini ifade eden Akıncı, bunun da Genel Sekreter’in, sürecin takvimli olması gerektiği konusundaki Kıbrıs Türk tarafının yaklaşımıyla aynı düşüncede olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı BM Genel Sekreteri’nin BM Güvenlik Konseyi’ne dün sunularak resmileşen Kıbrıs raporunu değerlendirdi.
Akıncı, BM Genel Sekreteri (BMGS) Antonio Guterres’in 6 Ekim 2018-10 Nisan 2019 dönemini kapsayan raporunu değerlendirdiği yazılı açıklamasında, Kıbrıs Türk kurumlarının AB ile uyum çalışmalarının Crans-Montana sonrasında Rum tarafının engellemesi ile durmuş bulunduğuna dikkat çekti ve raporda bu konuların da görmezden gelindiğini açıkladı. Akıncı ayrıca raporda, Rum tarafının olumsuzluğuna açıklıkla değinilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğunu; Kıbrıs Türk tarafının olumlu tutumunun görmezden gelinmesinin de üzüntü verici olduğunu vurguladı.
“BMGS DENGELİ BİR TUTUM İZLEMEYE ÇALIŞTI”
BMGS’nin her zaman beklendiği gibi taraflar arasında dengeli bir tutum izlemeye çalıştığını ifade eden Akıncı, “Genel Sekreteri temsilen temaslar yapmakta olan Sn. Lute’un çalışmaları henüz sona ermediğinden, bu tutumun gerekçesi anlaşılır olmakla birlikte; sonuç olarak Kıbrıs Türk tarafına yapılmış bir haksızlık oluşturmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
Akıncı, raporda yeri geldikçe geçmiş mutabakatlara, 11 Şubat 2014 belgesine ve 30 Haziran 2017 tarihli Guterres çerçevesine atıf yapıldığını ama adı geçen geçmiş mutabakatlar ve belgeler karşısında tarafların konumuna değinilmediğini kaydetti.
“RAPORDA RUM TARAFININ OLUMSUZLUKLARINA AÇIKÇA DEĞİNİLMEMESİ CİDDİ BİR EKSİKLİK”
“Bilindiği gibi Lute ile temaslarımızda referans kavramlarını oluştururken, Kıbrıs Türk halkının yetkilendirdiği Lider olarak geçmiş mutabakatları, 11 Şubat 2014 belgesini ve sulandırılmaması kaydı ile 30 Haziran 2017 çerçevesini zemin olarak kabul ettiğimizi ifade etmekteyiz. Buna karşılık Rum tarafı siyasal eşitlik ve etkin katılım örneğinde olduğu gibi geçmiş mutabakatlardan çok önemli bir ilkeyi reddetmekte, bunun yanında 30 Haziran 2017 çerçevesi yerine mevcut olmayan bir 4 Temmuz 2017 çerçevesi koymaya çalışmaktadır” ifadelerini kullanan Akıncı, raporda Rum tarafının olumsuzluğuna açıklıkla değinilmemesinin ciddi bir eksiklik olduğunu; Kıbrıs Türk tarafının olumlu tutumunun görmezden gelinmesinin de üzüntü verici olduğunu vurguladı.
“OLUMSUZ RUM TAVIRLARININ GÖRMEZDEN GELİNMESİ ÇÖZÜM ÇABALARINA KATKI YAPMIYOR”
Akıncı, “Rum tarafının olumsuz tavırlarının BM raporlarında görmezden gelinmesi bilinmelidir ki Kıbrıs’ta çözüm çabalarına katkı yapmamaktadır” dedi.
“Buna rağmen BMGS’nin raporunda iki kesimli iki toplumlu Federasyonda siyasal eşitlik vurgusu, geçmiş mutabakatlara ve 11 Şubat belgesine atıfta bulunması ve aynı zamanda bir kez daha çerçevenin 30 Haziran 2017 tarihli metin olduğunun kayda geçmiş olması önemlidir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun Rum tarafına dolaylı da olsa bir uyarı anlamında olduğunu belirtti.
“UCU AÇIK SÜREÇLERİN ARTIK GEÇMİŞTE KALDIĞI…”
Bunun yanında ucu açık süreçlerin artık geçmişte kaldığı ve sürecin çözüm odaklı olması gerektiğinin de belirtildiğini ifade eden Akıncı, bunun da Genel Sekreter’in, sürecin takvimli olması gerektiği konusundaki Kıbrıs Türk tarafının yaklaşımı ile aynı düşüncede olduğunu gösterdiğini vurguladı. 
“BUNLAR ORTAYA KOYDUĞUMUZ TAVRIN KABUL GÖRDÜĞÜ ANLAMINDADIR”
“Tüm bunlar Kıbrıs Türk tarafı olarak ortaya koymakta olduğumuz istikrarlı ve tutarlı tavrın kabul gördüğü anlamındadır” diyen Akıncı, güven artırıcı önlemler konusunda da benzer dengeci tavrın sergilendiğini kaydetti.
“Mobil telefonlar konusu belki en nihayet gerçekleşeceğe benzese de bu konuda Rum tarafının yanlışta ısrarı 4 yıl kaybettirmiştir. Benzer şekilde Kıbrıs Türk kurumlarının AB ile uyum çalışmaları Crans-Montana sonrasında Rum tarafının engellemesi ile durmuş bulunmaktadır. Raporda bu konular da görmezden gelinmiştir” diyen Akıncı, buna rağmen Kıbrıs Türk tarafı olarak yapıcı ve tutarlı tavırlarını sürdürmekte kararlı davranacaklarını ve Kıbrıs’ta kalıcı bir barışın, adil bir çözümün tüm taraflar için en hayırlı sonuç olacağının bilinci içerisinde olacaklarını vurguladı.
“AMBARGOLARIN HAKSIZLIĞI VE GEREKSİZ YERE SÜRDÜRÜLDÜĞÜ DE ARTIK ANLAŞILMALI”
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk halkına yıllardır uygulanan ambargoların haksızlığı ve gereksiz yere sürdürüldüğünün de artık anlaşılması gerektiğine dikkat çekti ve “Çözüm için elinden geleni fazlasıyla yapmış ve hâlâ yapmakta olan halkımıza karşı bu tutum büyük bir adaletsizlik anlamındadır” dedi.

Devamını oku

En Çok Bunlar Okundu

Copyright © 2017 Zox News Theme. Theme by MVP Themes, powered by WordPress.