Takip Edin

Güncel

Akar: Kıbrıs, bütün halinde milli davadır

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, TRT Haber Kanal Koordinatör Yardımcısı Aysun Torun Orhan’ın sorularını yanıtladı.

Milli Savunma Bakanı Akar’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Dün sabah saatlerinde Genel Kurmay Başkanımız, kuvvet komutanlarımız ile bölgeye geldik. Geldiğimiz günden itibaren Kıbrıslı kardeşlerimizin çok samimi, çok içten ev sahipliği ile karşılaştık.

Şehit Cengiz Topel anıtının yenilenmesi törenine iştira ettik. Daha sonra Şanlı Erenköy dervişinin 55’inci anma törenlerinle Kıbrıslı kardeşlerimizle beraber olduk. Sağ olsunlar Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Meclis Başkanı Sayın Başbakan, Sayın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı bizlerle beraber oldular.

Arkadaşlarımızla beraber son derece özel ve anlamlı günde heyecanlı duygusal anlar yaşadık. Burada fikirlerimizi, düşüncelerimizi, yaptığımız çalışmaları da yine Kıbrıslı kardeşlerimizle paylaşma fırsatı bulduk. Bildiğiniz gibi Kıbrıs bizim için Türkiye Cumhuriyeti devleti için Türk Silahlı Kuvvetleri için bir bütün halinde milli davadır.

“Çözümle alakalı herhangi bir çalışma metodu dayatmıyoruz”

Biz Kıbrıslı kardeşlerimizle kader birliği içerisinde olduğumuzun bilincindeyiz.  Bu çerçevede daima bütün keder de ve kıvançta Kıbrıslı kardeşlerimizin yanındayız.

Bu konularla alakalı yaptığımız çalışmaları yine Kıbrıslı kardeşlerimize paylaşmak suretiyle fikirlerimizin de birbiri ile örtüştüğünü memnuniyetle müşahede ettik. Biz burada Kıbrıslı kardeşlerimizin siyasal eşitliği konusunda, güvenliği konusunda çok duyarlı olduğumuzu bu konuda hiçbir şekilde taviz verilmeyeceğini, bunun vazgeçilmez bir konu olduğunu da bütün görüşmeler sırasında zamanı geldikçe ifade ettik.

Ve burada bu görüşmelerin barışçıl yol ve yöntemlerle gerçekleşmesini çözümlerin uluslararası hukuka uygun bir şekilde gerçekleşmesini dilediğimizi temenni ettiğimizi yine vurguladık. Biz burada çözümle alakalı herhangi bir çalışma metodu dayatmıyoruz.

Herhangi bir çözüm metodunu da dışlamıyoruz. Ancak diğer taraftan da sırf müzakere yapmak için müzakere yapmanın da taraflara bir yararı olmadığını da yine bir şekilde dile getirdik. Burada arkadaşlarımızla mutabık olduğumuzu gördük.

“Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz”

Bu konular konuşulurken görüşülürken hiç kimse Türkiye’nin uluslararası hukuk çevresinde çok açık ve net bir şekilde garantör bir devlet olduğunu, İngiltere Yunanistan ve Türkiye’nin önemli hak ve sorumlukları olduğunu herkesin bilmesi lazım.

Bu hak ve sorumluluklarımızı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yerine getireceğimize kimsenin şüphesi olmasın. Bugüne kadar Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olduk bundan sonra da bundan sonra da aynı şekilde yanlarında olmaya devam edeceğiz.

Tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu konuda hakkımızı hukukumuzu hem kendi hakkımızı Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkını hukukunu sonuna kadar koruyacağımızı herkesin bilmesi lazım.

“Hiçbir şekilde oldubittiye izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım”

Blok oluşturma gayreti var. Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin içinde olmadığı hiçbir kararın hiçbir çözümün yaşama şansı olmadığını defaten söyledik. Bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Dolayısıyla bizim hiçbir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi hiçbir şekilde oldubittiye izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım.

“Yapılması gereken ne varsa hazırız”

Bu konuda bizim hakkımızı, hukukumuzu hiçe sayacak yeni bir takım oluşumları gerçekleştirmeye çalışacak girişimlerin başarı şansı olmadığını Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bizler söyledik söylemeye devam ediyoruz. Bu sadece bir söylem, bir söz değil, bununla alakalı yapılması gereken ne varsa, atılması gereken ne varsa bunlar için de Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hazır olduğunu herkesin bilmesini istiyoruz.

“Her şeyin barışçıl yöntemlerle yapılmasını arzu ediyoruz”

Biz her şeyin barışçıl yöntemlerle yapılmasını arzu ediyoruz. Ancak tüm bu yaklaşımlarımıza rağmen herhangi bir oldubitti ile herhangi bir bizim içinde olmadığımız bir kararla buradaki siyasi askeri ekonomik sorunları çözmeye kalkışmanın beyhude bir hayret olduğunu burada belirtmek isterim.

“Burada bizim hakkımız hukukumuz var”

Bizim burada mavi vatan dediğimiz 462 bin kilometre karelik bir alanımız var. Deniz sahamız var. Bunların semaları var. Burada bizim hakkımız hukukumuz var. Uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş durumda. Biz buradan muhataplarımıza komşularımıza bunlara uymalarını bekliyoruz. Bu çerçevede ilerleme bekliyoruz. Hak ve hukukumuzu korumak noktasında kararlı olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Bizim gücümüzü, kuvvetimizi, maksadımızı kimsenin test etmemesini ifade etmek istiyorum.

“Silahlı kuvvetlerimiz çalışmalarını başarıyla sürdürmektedir”

Denizde yapılan çalışmalarda bir tarafta Barbaros Hayrettin Paşa Gemisi, bir tarafta Fatih ve Yavuz araştırmalarını sürdürmektedir. Silahlı kuvvetlerimiz onların takibini ve güvenliğini sağlamaktadır. Oradaki gemilerimizin rahat ve huzur içinde kendi teknik çalışmalarını araştırma yapmalarını sağlıyorlar. FETÖ’den sonra ortaya çıkan durumda yanlış yorumlar yapıldı. Silahlı kuvvetlerimiz denizde karada ve havada çalışmalarını başarıyla sürdürmektedir.

Biz daha önce Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmemizde bir anlaşmaya vardık. Önce Atina’da çok geniş çaplı bir teknik heyetimiz Yunan muhatapları ile görüştürler, konuştular. Daha sonra haziran ayında da aynı heyet Türkiye’de toplandı. Biz bu toplantının devamından yanaydık. Ege’deki Kıbrıs’taki Doğu Akdeniz’deki konularımızın karşılıklı konuşmak ve görüşmek sureti ile çözümünden yanayız.

ABD ile güvenli bölge

Amerikalılarla yaptığımız görüşmelerde daha önce bu konuda bizim tahammülümüzün kalmadığını, bu görüşmelerin giderek uzadığını, Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderek arttığını, buna bizim göz yumamayacağımızı, arzu ederlerse birlikte bazı tedbirler almamız gerektiğini, değilse Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin daha önceki örneklerde olduğu gibi gerekli tedbirleri almak niyetinde olduğunu konuştuk. Amerikalılar bize askeri bir heyet gönderdi. O heyet 5 ve 7 Ağustos tarihlerinde Ankara’da görüşmelerde bulundular. Bu görüşmelerin sonucunda belirli aşamalar kaydedildi. Niyetimizi endişelerimizi taleplerimizi ortaya koyduk. Onlar da görüşlerini ortaya koydu.

Bunula alakalı bizim geldiğimiz nokta devamlı başından beri söylediğimiz şey, YPG’nin çıkarılması. Kurulacak güvenlik bölgesinden ağır silahların toplanmasını çıkarılmasını değil, toplanmasını bunlar el konulmasını dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz.

Teröristlerden, YPG’lilerden arınacak bölgelere daha önce evini barkını, bağını bahçesini, tarlasını terk etmek zorunda kalan, teröristlerin baskısıyla Türkiye’de şu anda ikamet etmekte olan Suriyeli kardeşlerimizin de güven ve huzur içerisinde evlerine dönmelerini konuştuk.

“Önümüzdeki günlerde müşterek harekat merkezi kurulacak”

Önümüzdeki günlerde çok yakın bir zamanda müşterek bir harekat merkezinin kurulmasını bu müşterek harekat merkezinin çalışmaya başlamasıyla bahsettiğim aşamaların arazide yerini bulmasını gündeme getirdik.

Kaynak: BRT

Güncel

Arman ailesi yasta

Uzun yıllar Kıbrıs halkına hizmet etmiş, eski Gazimağusa Devlet Hastanesi başhekimi Dr. Erbay Arman bugün hayatını kaybetti.
Arman’ın cenazesi, 19 Ağustos 2019 Pazartesi günü Lefkoşa İsmail Safa Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip, Lefkoşa Kabristanlığı’na defnedilecek.

Devamını oku

Güncel

Mağusa’da salgın hastalık tehlikesi

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu üyesi, alt yapı uzmanı Mimar Erdoğan Bekiroğlu, Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtıldığını ve salgın hastalık tehlikesi olduğunu söyledi

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitler Birliği (KTİMB) Yönetim Kurulu üyesi, alt yapı uzmanı Mimar Erdoğan Bekiroğlu sosyal medyadan yaptığı paylaşımda yetkilileri uyararak Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtıldığını ve salgın hastalık tehlikesi olduğuna vurgu yaptı.

Bekiroğlu’nun paylaşımı şöyle:

“Tüm Mağusa’lılar bunu okusun!!!!
Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtılıyor, salgın hastalık tehlikesi var diye daha önce Mağusa halkını uyarmıştım.
Maalesef kimse bir önlem almadı hala daha akıtılıyor. Batı Nil virüsü salgını teğet geçti, suçu da göçmen kuşlara attık. Ama salgın hastalık tehlikesi geçmedi yine olacak. Nerden geldi diye araştırmayın önlem alınmazsa sebebi belli. Bu konuya daha çok dikkat çekmek için atık suyun göletlere nereden verildiğini de ekteki google haritadan anlatmak istedim. 
Kanalizasyon sistemi için görüşlerimi birçok platformda anlattım ve yazdım. Yeniden aynı şeylerden bahsetmeyeceğim. Bazı arkadaşlarım bana bu görüşlerimden dolayı darıldı . AB yetkilileri beni taraf olmakla suçladı. Evet, tarafım Mağusa’nın güzelliğine tarafım, güzel kalması için tarafım, halk sağlığı için tarafım. 
Şimdi bahsedeceğim de onların öngörülerinde olmayan ama daha önce anlattıklarımdan daha da büyük tehlike. 
Ayluga gölünden Maraş’ta ki üretimde kullanılan su kuyularını besleyen, göletteki suyu Maraş’a taşıyan İngiliz Döneminde inşa edilmiş su kanalı var. Kontrolsüz arıtılmadan verilen kanalizasyon suyu dışında her gün Ayluga gölüne düzenli olarak 6.500 ton arıtılmış su verilmekte. Bu iki su, gölet havzasında karışıyor ve arıtma tesisinden gelen suyun artırılmasının bir anlamı kalmıyor. Bu göletler yaz olmasına rağmen bu su ile dolu. Kış geliyor yağan yağmurların da bu göletlere toplanacak ve su seviyesi yükselecek. İşte o dönemde yükselen su seviyesi İngiliz zamanı yapılan bu kanala girerse Maraş’a kadar gidecek. Maraş’ta üretimde kullanılan kuyuların tümüne karışacak. Gerisini hayal bile etmek istemiyorum.
Bakın buradan tüm yetkililer yalvarıyorum artık bu işe bir çözüm üretin. Üretemezseniz de artık bu işi bırakın. Bu iş şaka değil.”

Devamını oku

Güncel

“Oyun yasaklanmasa Devlet Tiyatrosu tamam mıydı?

Tiyatro sanatçısı İzel Seylani, “30 senedir aynı yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı?” diye sordu

Tiyatro sanatçısı İzel Seylani, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Bugün gelinen noktada Yaşar Ersoy’un oyunu “yasaklandı” manşetiyle habere tepki gösteriyoruz. Peki oyun yasaklanmasaydı tamam mıydı Devlet Tiyatrosu?

30 senedir ayni yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı? ” dedi.

İzel Seylani’nin paylaşımı şöyle:

Emekçilere kulak verin!

Geçen dönem Devlet Tiyatrosu’nun iyi bir repertuvar programı geliştirdiğini, kadrosuna yeni oyuncular katarak nicelik ve nitelik anlamında ümit vadettiğini söylemiştim. İlknur hanım döneminde Devlet Tiyatrosu üzerindeki ölü toprağının atılıp parlak bir dönemin başladığını düşünmüştüm. Sezon içinde yurtdışından bir yönetmenle kalabalık kadro antik bir oyunu başarıyla sahneleyen devlet tiyatrosu dikkatleri üstüne çekmiş, umut vermiş, umut olmuştu.

Değişen hükümetten nasibini alan Devlet Tiyatrosu, İlknur hanım döneminde ekibin yürüttüğü çalışmaları (inisiyatif kullanılarak oluşturulan repertuar kurulu görev paylaşımı) ve sonrası için öngördüğü ve programladığı projeleri de kesintiye uğratmıştır.

Bürokratlarla yönetilen devlet tiyatrosu sistemine tepkimiz maalesef “iyi yönetildiği sürece tepki istemez” şeklindedir. Meselemiz günü kurtarmaktır. Ve önyargılarımız ve bürokrat-sevmezliğimizdendir ne yazık ki İlknur hanımın görevden alınması sosyal medyada hiç bir tepki uyandırmamıştır.
Bugün gelinen noktada Yaşar Ersoy’un oyunu “yasaklandı” manşetiyle habere tepki gösteriyoruz. Peki oyun yasaklanmasaydı tamam mıydı Devlet Tiyatrosu? 30 senedir ayni yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı?

Siyasiler bugün “sanatın ve sanatçının yanında”. Peki iktidardayken niye yasayı değiştirmediler? Sağlıklı sistemle yönetilmeyen kurumlar, İyi niyet ve inisiyatif son bulduğunda çökmeye mahkumdurlar. Özerklik; bir kurumun kendi yasalarını koyması; ve kendi kurallarınca yönetilmesidir.

 Kulak verin! Devlet Tiyatrosu emekçilerine kulak verin! 24 saattir izliyorum; sanatçılar ne diyor diye… 

Şüphesiz; oyunun yasaklanması son nokta. Ve ne mutlu ki; görevdeyken sorunlara çözüm üretmeyen siyasiler başta olmak üzere, hayatında devlet tiyatrosunun hiç bir oyununu izlemeyen, sanatçılarla bir kez iletişim kurmayan, sanatçıların sorunlarından bir haber tüm arkadaşlar olaya tepki gösteriyor. Mağduriyet, haksızlık, demokrasinin çiğnenmesi durumunda toplum olarak çok duyarlı ve dayanışmacıyız; fakat uzun soluklu çalışma gerektiren çözüm süreçlerine desteğimizi sürdüremiyoruz. Tıpkı devlet tiyatrosunun sahnesinin yandığını, bir sahnesi olmadığını Karpaz’daki eşşeklerin bile bilip, ne siyasilerin ne de toplumun samimiyetle pek de umursamadığı gibi. Dilerim ki bu kez meseleyi doğru kavrarız ve meselenin yasaklanan bir oyundan öte -ki yasaklanmasa hiç bir sorun yoktu gibi görünüyor- ömürlük bir sistem sorunu olduğunu anlarız… Facebook’ta bir olaya en fazla 3 gün tepki gösteriyoruz,  dilerim ki bu kez “yanan tiyatro binası” meselesi gibi genel geçer bir sonuçsuzluk, çözümsüzlük sürecine dönüşmez.

 Emekçilere kulak verin: Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Birce Birsel Çağlar’dan alıntıdır…

“Fosilleşmii, antik yasası ile bu güne kadar gelen devlet tiyatrosunda her hükümet değişiminde “yasal” kararlar verilmektedir. Bu yasallığın tartışılması bu yüzyılda devlet tiyatrosunun yeni bir yasa ile özerkliğine kavuşması gerekmektedir. Her yıl sahne için söz verilen, her gelen hükümetin yasa sözü verdiği, bir sanat kurumu olarak bile adledilmeyen, bakanlığın bir dairesi olarak görülen “yanmış” bir tiyatroyuz.”

 Mehmet Samer Smr: “Klavye başında bugün devlet tiyatrosunu kurtaran kahramanlar hafta başı elinizde birer tuğlayla bekliyorum 20 yıldır yanık olan binamızı yeniden inşa etmeye. Tiyatronun yerini bilmeyenler varsa Google haritalardan bulabilirsiniz.”

 Sanat emekçilerin yanında mücadele ederek, sorunları doğru anlayıp, çözüm üretmek ile özgürleşir. Mesele Devlet Tiyatrosu’nun özgürleşmesiyse; yasa için mücadele edilmeli. Yaşar Abi’nin oyununun yasaklanacağını öngöremeyenler ya Yaşar abi’nin kim olduğunu- sanat hayatını bilmiyordu; ya da Devlet Tiyatrosu’nun nasıl çalıştığını”

Devamını oku

Çok Okunanlar

Copyright © 2017 Gazetda Haber Sitesi