Takip Edin

Güncel

75 Örgüt: Barış içinde bir ada için her şeyi yapacağız

İki Toplumlu Barış İnisiyatifi Birleşik Kıbrıs, Lefkoşa ara bölgede basın toplantısı düzenleyerek, Ada’nın tüm sakinlerinin barış içinde bir arada yaşaması için mümkün olan her şeyi yapacağı sözünü verdi.

Tek ortak hayallerinin yeniden birleşmiş, barışçıl ortak bir ülkede yaşamak olduğunu kaydeden örgütler, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i, Crans Montana’da ortaya koyduğu çerçeve temelinde, hiçbir tarafın önkoşulunu kabul etmeksizin yapılacak toplumlararası görüşmeler ile paralel olarak, Kıbrıs ile ilgili uluslararası konferansı derhal yeniden düzenlemeye de çağırdı.

İki Toplumlu Barış İnisiyatifi, destek veren 75 örgüt ve siyasi partinin temsilcileri ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde basın toplantısı düzenledi.

Ortak açıklamayı KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve aktivist Christina Valanidou okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kıbrıs sorununun çözümü için yapılan müzakerelerin aşılmaz bir çıkmazla karşı karşıya olduğu, Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki gerilimin artması ve bunun öngörülemeyen sonuçlarını da yanında getirebileceği, Kıbrıs sorununun çözümü için sonuna kadar yürüyecek bir siyasi iradenin mevcut görünmediği, Kapalı Maraş’ın yerleşime açılmasının gündeme alınması gibi, olumsuz adımların atıldığı, her iki toplumdan da milliyetçi söylemlerin özellikle bugünlerde arttığı bir zamanda;

Bizim gerek sevdiklerini kaybederek gerek çatışma ve savaştan dolayı acılar çekerek, gerekse evlerinden edilip ve göçe zorlanarak tüm bu yıllar boyunca acı çeken, bu adanın, yaşamın her kesiminden insanları olarak tek bir ortak hayalimiz vardır: Yeniden birleşmiş, barışçıl ortak bir ülkede yaşamak.

Her iki tarafın masum kurbanlarını hatırlamak için yan yana dururken, barışı yeniden inşa etmek, iki toplumun ve de bu adanın tüm sakinlerinin barış içinde bir arada yaşamalarını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapacağımıza söz veriyoruz.

Milliyetçiliğin ve şiddete geri dönüşün geçerli olmayacağını ilan etmek için bir araya geldik!

Bizler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i, Crans Montana’da ortaya koyduğu çerçeve temelinde, hiçbir tarafın önkoşulunu kabul etmeksizin yapılacak toplumlararası görüşmeler ile paralel olarak, Kıbrıs ile ilgili uluslararası konferansı derhal yeniden düzenlemeye çağırıyoruz.”

KAYIP YAKINLARI VE SAVAŞ KURBANLARINDAN MESAJ…

Ortak açıklamanın ardından Kıbrıslı Türk kayıp yakınları ve savaş kurbanları adına Hüseyin Akansoy, Rum kayıplar ve savaş kurbanları adına da Takis Hacidimitriu’nun mesajlarına yer verildi.

Akansoy, Kıbrıs’ta etnik fark gözetmeksizin 58’lerden bu yana geçmiş acıları yaşatanların unutulmayacağını ve Kıbrıs’ta yaşananları halklara kader olarak dayatmaya çalışan tüm güçlere karşı ses yükseltileceğini belirtti.

Akansoy, Doğu Akdeniz’deki savaş seslerinin Kıbrıs halklarını endişe ve üzüntüye sevk ettiğini belirterek, her iki lidere Kıbrıs sorununun çözümündeki durgunluğa son verme ve Ada’nın birleşmesi önündeki engelleri kaldırma çağrısı yaptı.

HACİDİMİTRİU

Takis Hacidimitriu da Kıbrıs’ta Temmuz ve Ağustos aylarının acı ayları olduğunu, bu aylarda bazılarının sevindiğini, bazılarının yas tuttuğunu, bazılarınınsa boş söylemlerle uğraştığını savundu.

Şimdi tüm halkları birleştirici mesajlara ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Hacidimitriu, şimdi demokratik ve barışçıl bir Kıbrıs için çalışma zamanı olduğunu, şimdi hem “başkalarının acısını” hem de “Kıbrıs’ın ortak acısını” paylaşarak fanatizmin ve önyargının önüne geçme zamanı olduğunu kaydetti.

Açıklamaya destek veren 75 örgüt şöyle:

“Cyprus Turkish Teachers Trade Union –  KTÖS, Cyprus Turkish Secondary Teachers Trade Union – KTOEÖS,  Customs Workers Trade Union – GÜÇ-SEN,  EMU Unity and Solidarity Trade Union – DAÜ-BİR-SEN, Turkish Cypriot Civil Servants Trade Union – KTAMS, Pancyprian Federation of Trade Unions PEO, State Workers Trade Union- ÇAĞ-SEN, Cyprus Writer’s Union, Cyprus Publisher’s Association – KYa B, Revolutionary Workers Union Federation Dev- İŞ, Movement for a Federal Cyprus, Proodeftiki Primary School Teachers movement, Proodeftiki Secondary School Teachers movement, United Turkish Cypriot and Greek Cypriot Teachers Platform,  İskele Citizens Initiative,  Municipal Workers Trade Union – BES, Socialist İnitiative, United Democrats Youth organization, Bi-communal Initiative of Relatives of Missing Persons and Victims of 1963-74 events – Together We Can, Epilogi Limassol cultural movement, Symfiliosi / Uzlaşma /  Reconciliation, Peace Association, New Cyprus Association, Left Wing, Association of Turkish Cypriot Artists and Authors, Bi-communal Choir For Peace in Cyprus, Cyprus Turkish Physicians Trade Union – TIP-İŞ, Publishers Trade Union – BASIN-SEN, BARAKA Cultural Group, Cooperative Workers Trade Union – KOOP-SEN, Turkish Cypriot Association for Democracy (London), Cypriot Science Education Health and Solidarity Association – KIBES, Cyprus Youth Platform, Limassol Civil Initiative ‘Solution-Reunification-Peace”, Cyprus Reunification Movement, German-Cypriot Forum, Workers Democracy, NGO Support Centre, IKME Sociopolitical Studies Institute, Hands Across the Divide, Association of Historical Dialogue and Research, United Cyprus Platform of the Overseas Cypriot Organizations, Stop the War Coalition, Kontea Heritage Foundation, GAT -Gender Advisory Team, Cyprus Academic Dialogue, Turkish Cypriot Businessmen Association, Famagusta Our Town, Cyprus Sustainability Institute, Famagusta Initiative, KISA – Action for Equality, Support, Antiracism, Bicommunal Kyrenia Initiative, Invest In Educatıon, Enorasis sociocultural club, Post Research Institute, HASDER, HAZİNE-SEN, Eastern Mediterranean University Union of Academic Staff- DAU-SEN, Cyprus Song Association – KIBHAD, The Management Centre of the Mediterranean, Cyprus Pir Sultan Abdal Cultural Association, Feminist Atölye, Cyprus Turkish Building Contractor’s Association, MAGEM, Dayanışma – Solidarity, KLIIR, yprus Association of Social Psychology, OPEK – Association for Social Reform, Larnaca for Solution – Reunification, Movement, Unite  Cyprus Now!, New Cyprus Party –YKP, United Cyprus Party BKP, Cypriots’ Voice, Association of Cypriot Refugees in Greece – Cyprus ’74, People’s Peace Platform for United Cyprus (London).

Haber: Raif Uzkan – Fotoğraf: Hüseyin Sayıl /TAK

Güncel

Arman ailesi yasta

Uzun yıllar Kıbrıs halkına hizmet etmiş, eski Gazimağusa Devlet Hastanesi başhekimi Dr. Erbay Arman bugün hayatını kaybetti.
Arman’ın cenazesi, 19 Ağustos 2019 Pazartesi günü Lefkoşa İsmail Safa Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip, Lefkoşa Kabristanlığı’na defnedilecek.

Devamını oku

Güncel

Mağusa’da salgın hastalık tehlikesi

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu üyesi, alt yapı uzmanı Mimar Erdoğan Bekiroğlu, Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtıldığını ve salgın hastalık tehlikesi olduğunu söyledi

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitler Birliği (KTİMB) Yönetim Kurulu üyesi, alt yapı uzmanı Mimar Erdoğan Bekiroğlu sosyal medyadan yaptığı paylaşımda yetkilileri uyararak Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtıldığını ve salgın hastalık tehlikesi olduğuna vurgu yaptı.

Bekiroğlu’nun paylaşımı şöyle:

“Tüm Mağusa’lılar bunu okusun!!!!
Mağusa göletlerine arıtılmadan kanalizasyon suyu akıtılıyor, salgın hastalık tehlikesi var diye daha önce Mağusa halkını uyarmıştım.
Maalesef kimse bir önlem almadı hala daha akıtılıyor. Batı Nil virüsü salgını teğet geçti, suçu da göçmen kuşlara attık. Ama salgın hastalık tehlikesi geçmedi yine olacak. Nerden geldi diye araştırmayın önlem alınmazsa sebebi belli. Bu konuya daha çok dikkat çekmek için atık suyun göletlere nereden verildiğini de ekteki google haritadan anlatmak istedim. 
Kanalizasyon sistemi için görüşlerimi birçok platformda anlattım ve yazdım. Yeniden aynı şeylerden bahsetmeyeceğim. Bazı arkadaşlarım bana bu görüşlerimden dolayı darıldı . AB yetkilileri beni taraf olmakla suçladı. Evet, tarafım Mağusa’nın güzelliğine tarafım, güzel kalması için tarafım, halk sağlığı için tarafım. 
Şimdi bahsedeceğim de onların öngörülerinde olmayan ama daha önce anlattıklarımdan daha da büyük tehlike. 
Ayluga gölünden Maraş’ta ki üretimde kullanılan su kuyularını besleyen, göletteki suyu Maraş’a taşıyan İngiliz Döneminde inşa edilmiş su kanalı var. Kontrolsüz arıtılmadan verilen kanalizasyon suyu dışında her gün Ayluga gölüne düzenli olarak 6.500 ton arıtılmış su verilmekte. Bu iki su, gölet havzasında karışıyor ve arıtma tesisinden gelen suyun artırılmasının bir anlamı kalmıyor. Bu göletler yaz olmasına rağmen bu su ile dolu. Kış geliyor yağan yağmurların da bu göletlere toplanacak ve su seviyesi yükselecek. İşte o dönemde yükselen su seviyesi İngiliz zamanı yapılan bu kanala girerse Maraş’a kadar gidecek. Maraş’ta üretimde kullanılan kuyuların tümüne karışacak. Gerisini hayal bile etmek istemiyorum.
Bakın buradan tüm yetkililer yalvarıyorum artık bu işe bir çözüm üretin. Üretemezseniz de artık bu işi bırakın. Bu iş şaka değil.”

Devamını oku

Güncel

“Oyun yasaklanmasa Devlet Tiyatrosu tamam mıydı?

Tiyatro sanatçısı İzel Seylani, “30 senedir aynı yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı?” diye sordu

Tiyatro sanatçısı İzel Seylani, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Bugün gelinen noktada Yaşar Ersoy’un oyunu “yasaklandı” manşetiyle habere tepki gösteriyoruz. Peki oyun yasaklanmasaydı tamam mıydı Devlet Tiyatrosu?

30 senedir ayni yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı? ” dedi.

İzel Seylani’nin paylaşımı şöyle:

Emekçilere kulak verin!

Geçen dönem Devlet Tiyatrosu’nun iyi bir repertuvar programı geliştirdiğini, kadrosuna yeni oyuncular katarak nicelik ve nitelik anlamında ümit vadettiğini söylemiştim. İlknur hanım döneminde Devlet Tiyatrosu üzerindeki ölü toprağının atılıp parlak bir dönemin başladığını düşünmüştüm. Sezon içinde yurtdışından bir yönetmenle kalabalık kadro antik bir oyunu başarıyla sahneleyen devlet tiyatrosu dikkatleri üstüne çekmiş, umut vermiş, umut olmuştu.

Değişen hükümetten nasibini alan Devlet Tiyatrosu, İlknur hanım döneminde ekibin yürüttüğü çalışmaları (inisiyatif kullanılarak oluşturulan repertuar kurulu görev paylaşımı) ve sonrası için öngördüğü ve programladığı projeleri de kesintiye uğratmıştır.

Bürokratlarla yönetilen devlet tiyatrosu sistemine tepkimiz maalesef “iyi yönetildiği sürece tepki istemez” şeklindedir. Meselemiz günü kurtarmaktır. Ve önyargılarımız ve bürokrat-sevmezliğimizdendir ne yazık ki İlknur hanımın görevden alınması sosyal medyada hiç bir tepki uyandırmamıştır.
Bugün gelinen noktada Yaşar Ersoy’un oyunu “yasaklandı” manşetiyle habere tepki gösteriyoruz. Peki oyun yasaklanmasaydı tamam mıydı Devlet Tiyatrosu? 30 senedir ayni yasayla karar yetkisini bürokratlara veren; orada üreten sanatçıları oto-sansüre maruz bırakan sistem tamam mıydı?

Siyasiler bugün “sanatın ve sanatçının yanında”. Peki iktidardayken niye yasayı değiştirmediler? Sağlıklı sistemle yönetilmeyen kurumlar, İyi niyet ve inisiyatif son bulduğunda çökmeye mahkumdurlar. Özerklik; bir kurumun kendi yasalarını koyması; ve kendi kurallarınca yönetilmesidir.

 Kulak verin! Devlet Tiyatrosu emekçilerine kulak verin! 24 saattir izliyorum; sanatçılar ne diyor diye… 

Şüphesiz; oyunun yasaklanması son nokta. Ve ne mutlu ki; görevdeyken sorunlara çözüm üretmeyen siyasiler başta olmak üzere, hayatında devlet tiyatrosunun hiç bir oyununu izlemeyen, sanatçılarla bir kez iletişim kurmayan, sanatçıların sorunlarından bir haber tüm arkadaşlar olaya tepki gösteriyor. Mağduriyet, haksızlık, demokrasinin çiğnenmesi durumunda toplum olarak çok duyarlı ve dayanışmacıyız; fakat uzun soluklu çalışma gerektiren çözüm süreçlerine desteğimizi sürdüremiyoruz. Tıpkı devlet tiyatrosunun sahnesinin yandığını, bir sahnesi olmadığını Karpaz’daki eşşeklerin bile bilip, ne siyasilerin ne de toplumun samimiyetle pek de umursamadığı gibi. Dilerim ki bu kez meseleyi doğru kavrarız ve meselenin yasaklanan bir oyundan öte -ki yasaklanmasa hiç bir sorun yoktu gibi görünüyor- ömürlük bir sistem sorunu olduğunu anlarız… Facebook’ta bir olaya en fazla 3 gün tepki gösteriyoruz,  dilerim ki bu kez “yanan tiyatro binası” meselesi gibi genel geçer bir sonuçsuzluk, çözümsüzlük sürecine dönüşmez.

 Emekçilere kulak verin: Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Birce Birsel Çağlar’dan alıntıdır…

“Fosilleşmii, antik yasası ile bu güne kadar gelen devlet tiyatrosunda her hükümet değişiminde “yasal” kararlar verilmektedir. Bu yasallığın tartışılması bu yüzyılda devlet tiyatrosunun yeni bir yasa ile özerkliğine kavuşması gerekmektedir. Her yıl sahne için söz verilen, her gelen hükümetin yasa sözü verdiği, bir sanat kurumu olarak bile adledilmeyen, bakanlığın bir dairesi olarak görülen “yanmış” bir tiyatroyuz.”

 Mehmet Samer Smr: “Klavye başında bugün devlet tiyatrosunu kurtaran kahramanlar hafta başı elinizde birer tuğlayla bekliyorum 20 yıldır yanık olan binamızı yeniden inşa etmeye. Tiyatronun yerini bilmeyenler varsa Google haritalardan bulabilirsiniz.”

 Sanat emekçilerin yanında mücadele ederek, sorunları doğru anlayıp, çözüm üretmek ile özgürleşir. Mesele Devlet Tiyatrosu’nun özgürleşmesiyse; yasa için mücadele edilmeli. Yaşar Abi’nin oyununun yasaklanacağını öngöremeyenler ya Yaşar abi’nin kim olduğunu- sanat hayatını bilmiyordu; ya da Devlet Tiyatrosu’nun nasıl çalıştığını”

Devamını oku

Çok Okunanlar

Copyright © 2017 Gazetda Haber Sitesi