Takip Edin

Güncel

Erdoğan:Hem kendi haklarımızı hem de KKTC’nin haklarını korumaya devam edeceğiz

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon kanalında gündeme dair soruları yanıtlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları: 

“Libya ile yapılan mutabakat..Son yılların Kaddafi döneminde bununla ilgili bir adım atmıştık. Fakat attığımız adım Kaddafi’nin ölümü sebebiyle devam etmemişti. Ondan bu yana bir sessizlik vardı. Bu sessizliği de bölgede Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan gibi kendileri egemenliği altına alarak, ‘Türkiye, Libya buralarda sesleri çıkmayacak, buralarda biz hakimiz, Türkiye sondaj gemilerini gezdiremez’ gibi tehditler savurdular. Bu tehditleri dinlemedik. Haklarımıza rağmen tehdit ettiler ama biz aldırmadık. 

Bu mutabakat muhtırasıyla Türkiye esasında uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandı. Bir sondaj gemisi daha alacağız. Sadece Akdeniz’de değil, Karadeniz’de hatta uluslararası sularda da bu çalışmaları sürdüreceğiz. Bu anlaşmayı biz Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladık. Yunanistan, Mısır, İsrail, GKRY ciddi anlamda rahatsız oldu. Biz bu adımı atınca bunların oyunları bozuldu. Bu anlaşmayla Doğu Akdeniz’deki yetki alanımızı maksimum düzeye çıkardık. Ortak arama faaliyetleri gerçekleştirebileceğiz. Yunanistan, Mısır, İsrail ve GKRY bu bölgeden Türkiye’nin onayı olmadan doğal gaz hattı kuramaz.

Biz Doğu Akdeniz’de aslında en uzun kıyı şeridine sahip ülkeyiz, bunlar bunu da görmüyor. Harita çok net, çok şeyleri de açıkça ortaya koyuyor. Bu bizim için tarihe kayıt düşmektir ve tarihe kayıt düşüyoruz. İçeride ve dışarıda bundan çok rahatsız olanlar var. 

Bugün İstanbul’da Libya’dan bir bayan temsilci nasıl mutlu. Diyor ki ‘Sayın Başkanım siz olmasaydınız, biz bu haklarımızı alamazdık. Şimdi biz bu haklarımıza kavuştuk. Libya halkı sizi şöyle seviyor, böyle seviyor’ anlata anlata bitiremiyor. Bundan sonra böyle olmayacak, bizler de haklarımıza sahip çıkacağız.Türkiye hem karşı kıyı ülkesi olan Libya ile anlaşarak uluslararası deniz hukukuna uygun davranmıştır hem de Yunanistan’ın eli kolu bağlandı. Yunanistan’ı çıldırtan bu. Yunanistan’ın itiraz edebileceği bir boşluk yok. Hep bugüne kadar vurdular, aldılar, yok bundan sonra böyle olmayacak, artık bizler de hakkımıza sahip çıkacağız.

Ülkemizin her zaman barışçıl çerçevede olduğu görülmüştür. Yunanistan ile diyalog kanallarını yeniden canlandırmaya hazırız. Başbakan Miçotakis’e de bizzat ifade ettim, iki ülke arasında taze bir başlangıç olsun dedim. Ancak Yunanistan tarafından olumlu bir cevap alamadığımızı da belirtmek isterim. 

Libya Büyükelçisini sınır dışı etti. Bu gizli bir muhtıra değil. İki taraf da onay sürecini tamamlayarak yürürlüğe girdi. Şimdi Birleşmiş Milletler’e (BM) gönderdik, tescil aşamasında. Neredeyse oy birliği içerisinde TBMM’den geçti, bir parti hariç. 

Bu anlaşma Türkiye Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlarını belirlemiş oldu. Ortak arama tarama faaliyeti yapabilir. Kıta sahanlığı haklarımızın korunmasına devam edeceğiz. Hem kendi haklarımızı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) haklarını korumaya devam edeceğiz. Eskiden biz böyle sondaj için bir gemi alalım, bırakın kiralamaya muktedir değildik. Şimdi bizim kendimize ait gemilerimiz var. 

Tüm kıydaş ülkelerle müzakereler hazırız GKRY hariç. Bizim barışçıl biz çözüme destek veren tutumumuz değişmedi, aynı yerdeyiz. Beraber bu çalışmaları yürütebiliriz. Bizim derdimiz düşman kazanmak değil. Muhtıra Rum-Yunan ikilisinin Türkiye’yi Akdeniz’de çevreleme, yalnızlaştırma girişimlerine güçlü bir cevap niteliğindedir. 

Türkiye dışına asker gönderilmesi koşullar bakımından atılması gereken adımlarımız var. Libya’ya her türlü desteği vermeye hazırız. ”

Güncel

Kıbrıs üzerinde gök cismi heyecanı

Kıbrıs üzerinde yüksek hızlı gök cismi görüldüğü iddia edildi.

Güney Kıbrıs’da yayın yapan Weather Enthusiasts Of Cyprus Grubununda bu konuda bir görsel paylaşıldı. 

Astronomi Örgütü’nün Facebooktaki yazısına göre Işıklı Ampül, gece saat 22:00 civarlarında kısa bir süre Ķıbrıs’ta görüldü.

Lefkoşa, Larnaka ve Limasol’da görüldüğü iddia edilen gök cisminin ateş topu gibi parlaklık yaydığı ve ardından yere düştüğü belirtildi.

Öte yandan Sigma TV Resmi Youtube Hesabından paylaştığı video ile ateş topunun düşüşünü yayınladı.

Devamını oku

Güncel

Arıklı da adaylığını ilan etti

Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) Cumhurbaşkanı adayı Erhan Arıklı oldu. YDP Parti Meclisi bu akşamki toplantısında Genel Başkan Arıklı’yı Cumhurbaşkanı adayı olarak belirledi.

Arıklı, “Kazanırsam Rumlarla asla federasyonu gorüşmeyeceğim” dedi.

Devamını oku

Güncel

“Karşı tarafı caydıracak gücümüz var”

Cumhurbaşkanı adayı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay “AB, nasıl ki ticari ilişkileri sebebiyle Rusya’ya uygulayacaklarını söyledikleri ekonomik yaptırımların çoğunu uygulayamadıysa, Türkiye’yi de Doğu Akdeniz’de yok sayan adımlar atamaz. Türkiye ve KKTC’nin karşı tarafı caydıracak gücü var” dedi.

Kuzey Kıbrıs, bir yandan Nisan ayında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken diğer yandan Türkiye ile birlikte Doğu Akdeniz’deki doğalgaz aramaları konusunda kararlı tutumunu sürdürüyor. Kuzey Kıbrıs son olarak, Yavuz sondaj gemisinin kendileri tarafından lisans verilen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) adanın güneyinde yer alan “G” ruhsat sahası içerisinde kazıya başlayacağını duyurdu. Öte yandan, Türkiye’nin Libya ile ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kapsamında doğalgaz arama kararlılığı da, Avrupa Birliği’nin (AB) ülkeye, Türk şirketlerine ve şahıslara yönelik artan tehditlerine rağmen devam ediyor. 

Son dönemde bölgedeki güçler dengesini değiştirmeye aday bu gelişmeleri, Kuzey Kıbrıs’ın yol haritasını ve Kıbrıs meselesinin çözümüne dönük Kıbrıs Türklerinin bakış açısını, Nisan ayında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklayan Kuzey Kıbrıs Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’la konuştuk. Özersay, Sputnik’e verdiği demeçte Kuzey Kıbrıs’ın geçmişten farklı olarak Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türklerinin uzun vadeli çıkarlarını sağlamaya dönük proaktif adımlar atıldığına işaret etti: 

‘Doğu Akdeniz’deki kilit gelişmeler, KKTC’nin sahaya inmesinin sonucudur’ 

Yakın zamanda imzalanan Türkiye-Libya anlaşması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’in doğu havzasında hak ve menfaatlerini elde etmek için sahaya iniş sürecinin sonucu olarak görülebilir. Zira KKTC olarak biz son yıllarda, Rum tarafının tek taraflı adımlarını protesto etmekten ibaret olarak tavrımızı bir kenara bırakıp, somut adımlar atmaya başladık. 2011 yılına kadar Rum tarafı komşularla anlaşıyor, şirketlere lisanslar veriyordu. Ama müzakereci olduğum 2011 itibariyle ilk kez Kıbrıs Türk tarafı Türkiye ile kıta sahanlığını sınırlandırmayı müzakere etti, diğer komşu ülkelerle anlaşma yaparak sahaya inme kararı aldı. Sonra TPAO’ya lisanslar verdik. Ardından Türkiye işi kazı gemisi satın almaya kadar ilerletti. Sonuçta süreç Libya’yla anlaşma noktasına kadar geldi.

‘Türkiye-Libya anlaşması Yunan ve Güney Kıbrıs’ın adalara anakara kadar etki verme girişimini zayıflattı’

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki adımlarının Yunanistan’ın elini zayıflatığına işaret eden Bakan Özersay “Türkiye bu adımla, adalara anakara kadar etki vermeye çalışan Yunan ve Kıbrıs Rum tezlerini zayıflatmış oldu. Çünkü hem Libya hem Türkiye adaların anakaralar kadar değil, daha az etki verilen ya da hiç etki verilmeyecek şekilde deniz yetki alanına sahip olabileceklerine ilişkin bir tezi savunuyor. Bu tez, iki devlet arasındaki bu anlaşmayla kayda geçti. Bu önemli bir husus çünkü Mısır’la Yunanistan arasındaki anlaşmazlıklar da, Yunanistan’ın Mısır’la mesafesini kendi ana karasından değil adalarını esas alarak hesaplamasından kaynaklanıyor. Eğer Türkiye ile Mısır bu konuda masaya oturursa, bu sorun çözümlenir ve bambaşka bir boyuta taşınır. Ayrıca bir aşamada da, Doğu Akdeniz’in en doğusunda Suriye ile Türkiye arasında yan sınırın belirlenmesi meselesi gündeme gelecektir. Resmin büyük halini görmek önemli” diyor. 

‘Güney Kıbrıs, Türkiye’yi ‘işgalci’ gibi göstermeye çalışıyor halbuki bu gerçek değil’

Bakan Özersay, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’yi ‘işgalci’ bir devlet gibi göstermeye çalıştığına ancak bunun da gerçeklik payı olmadığına değinerek “KKTC olarak arama lisansı verdiğimiz Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Türkiye için değil KKTC için ve onun adına kazılar yapıyor. Bu gerçeği bile isteye görmezden gelen Rum tarafı, Türkiye ısrarla ‘gaspçı’ ve ‘korsan devlet’ gibi göstermeye çalışıyor. Kıbrıslı Rumlar, Avrupa Birliği’ni bu şekilde yanlış yönlendirip Türkiye’ye karşı bir tepki devşirmeye çalışıyor. Bu yaklaşım sağlıklı bir yaklaşım değil” diyor. 

Peki, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye yönelik bu tutumunun amacı ne? Özersay’a göre, Güney Kıbrıs, adanın tek temsilcisi olarak tanındığı mevcut statükodan vazgeçmemek adına gerçek çözümleri engellemeye çalışıyor. 

‘Kıbrıs sorununun çözümü beklenmeden doğalgaz meselesi hızla çözüme kavuşmalı’

Özersay “Rum tarafı, mevcut statükodan memnun olduğu için meselelerin çözümünü, Kıbrıs sorununun çözümüne havale eden bir yaklaşım içerisinde. Çünkü bugün ortada Kıbrıs’ta çözüm olmadan Avrupa Birliği’nin üyesi olabilmiş, bütün adanın hükümeti olarak kabul edilebilen, doğalgazı tek başına çıkarabilen ya da öyle muamele gören bir Kıbrıs Rum devleti var. Kendilerinin bu konfor alanında olmaları sebebiyle, doğalgaz meselesi dahil sorunları çözmeye çalıştığınızda ‘gelin önce Kıbrıs sorununu çözelim’ yaklaşımı içine giriyorlar. Ama işin aslı, biz 51 yıldır Kıbrıs sorununu çözmek için çalışsak da çözüme gidilmiyor. Bana göre Kıbrıs sorununun çözümü de, bu bölgede barış ve istikrarın geçtiği yol da çözümden önce belirli başlı konularda işbirliği yapmaktan geçiyor. Bunun en somut örneği de doğalgazdır. Yapılması gereken, kapsamlı çözümü beklemeden doğalgazın nasıl çıkarılacağı ve yönetileceği konusunda mutabakata varmaktır. Doğalgazla başlayacak olan aşamalı işbirliği, bölgeye istikrar sağlar. Doğacak karşılıklı bağımlılık ilişkisi sebebiyle kimse çatışmayı göze almaz. AB de kömür ve çelik birliği olarak başladı. Biz de evrimsel biçimde güven tesis eder, daha büyük bir ortaklığa evrilecek sürece adım atabiliriz” ifadelerini kullanıyor:

‘AB, Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların çözümünde güvenilir bir aktör değil’

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları sebebiyle Türk vatandaşlarını ve şirketlerini kara listeye dahil etme dahil türlü yaptırımlar üzerinde konuştuklarını açıklamasının üzerine Kuzey Kıbrıs Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay şu değerlendirmeyi yapıyor: 

Avrupa Birliği içerisindeki üye dayanışma ilkesi var, bir devletin dış politika meselesi söz konusu olduğunda, dayanışma halinde davranmaya itiyor. Ancak bu dayanışma ilkesi, AB’yi maalesef uluslararası uyuşmazlıkların çözümüne katkı sunmaktan mahrum bırakmaktadır. Özellikle de bir devlet, o uluslararası uyumsuzluğun taraflarından birisiyse… Bu açıdan baktığımızda AB’nin Kıbrıs sorunu veya doğalgaz meselesinin çözümünde güvenilir bir taraf veya tarafsız bir aktör olarak görmüyoruz. Çünkü onlar, kendi iç prensipleri nedeniyle Rumların yanında durmak zorundalar.

‘AB, Kırım’la ilgili Rusya’ya karşı adım atamadı, Türkiye’ye de karşı atamayacaktır’

Peki, AB bu tehditlerini hayata geçirebilir mi? Özersay’a göre, AB Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de bu denli yok saymayı ve ülkeye yönelik büyük yaptırımlar uygulamayı göze alamaz: 

AB’nin bu tehditleri uygulayabileceğini düşünmüyorum. Gözden kaçırılan bir nokta var. Zaman içerisinde dünya ekonomisinde bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi gelişmiş durumdadır. Daha önce Rusya Federasyonu’nun Kırım’la ilgili adımları karşısında alınmaya çalışılan ekonomik tedbirler son derece kısıtlı olarak uygulanabildi ve istenilen etkiyi gösteremedi. Çünkü Avrupa Birliği’nin Rusya’yla ticari ilişkileri öyle bir noktaya gelmişti ki, Rusya’ya uygulayacaklarını söyledikleri düzeyde ekonomik yaptırım uygulamayı göze alamadılar. Dolayısıyla kimse Türkiye Cumhuriyeti’ni Doğu Akdeniz’de yok sayamaz. Bölgede yatırım yapan kimi Fransız, İtalyan veya Amerikan şirketleri, yarın öbür gün Türkiye’nin batısında, kuzeyinde yapılacak çalışmalarda kendilerine bir alan bulmak istiyorlarsa, yani Türkiye’ye yatırım yapabilmek istiyorlarsa, bu bölgeyle ilgili olarak herkes de adımını doğru şekilde atmak zorundadır. KKTC’nin karşı tarafın bu anlamda yanlış atacağı adımlara karşı tarafları caydırabilecek enstrümanları vardır.

Bunların da ötesinde, AB’nin son dönemde yayınladığı kendi raporlarında, Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme gidilmeden önce doğalgaz konusunda anlaşmaya varabilecekleri şeklindeki tespitler yer almaktadır. BM Genel Sekreteri’nin BMGK’ya verdiği son raporda da tarafların çözümden önce tanımama hususuna takılmaksızın çeşitli konularda diyalog içerisinde olması gerektiği yönünde bir çağrı vardır. Yani yapılması gereken kapsamlı çözümü beklemeden öncelikle bu sorunların çözümüdür. Başka bir deyişle çözüm, çözümden önce işbirliğidir.

‘Cumhurbaşkanı seçilirsem ilk işim KKTC’nin önündeki ekonomik belirsizliği ortadan kaldıran adımlar olacak’

Nisan ayında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklayan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’la Kuzey Kıbrıs’ı bekleyen seçimleri de konuştuk. 

Özersay, cumhurbaşkanı seçildiği takdirde öncelikli işlerinin Kuzey Kıbrıs’ın önündeki ekonomik belirsizliğin ortadan kaldırılmasını sağlayacağını söyledi:

Kıbrıs Türk halkının ihtiyacının, KKTC’nin içerisinde bulunduğu ekonomik belirsizliğin ortadan kalkmasına ve uluslararası alanda sesi duyurarak dünya tarafından kâle alınmaya ihtiyacı var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, uluslararası alanda sadece Kıbrıs sorununa takılıp kalmadan ve Kıbrıs müzakerelerine bütün ömrünü harcamadan gerek doğalgaz gerekse yaratıcı, proaktif politikalar üretme vizyonuyla adaylığımı koydum. Çünkü görev yapacak olan cumhurbaşkanının, Kıbrıs sorunu dışında bir dış politika da ortaya koyarak Kıbrıs Türkünün sesini dünyaya en iyi şekilde duyurması gerektiğine inanıyorum. Kıbrıs Türkünün karanlıktan aydınlığa çıkmasının yolunun bu olduğunu düşünüyorum.

‘3 yıl değil 30 yıl sonrasını düşünerek hareket etmeliyiz’

Özersay “50 yıldan fazladır, Kıbrıs sorunu devam ettiği için biz artık oturup Kıbrıs sorununun çözümünü beklemekle yetinemeyiz. O nedenle bu belirsizliği ortadan kaldırmak için Kıbrıs Türkünü güçlendirecek adımlar atmalıyız. Artık 3 yıl sonrayı değil 30 yıl sonrayı düşünmeliyiz. Kıbrıslı Türkler olarak, ortaya koyacağımız dış politikayla ekonomik haklarımızı elde edebilirsek o zaman ülkenin altyapı yatırımları gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliriz. Biz şu an ekonomik kaynak sorunu yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile protokoller yapıyoruz ancak yeteri kadar kaynak alamayabiliyor veya kaynağın aktarılmasında sorun yaşayabiliriz. O zaman bizim yapmamız gereken kendi kaynağımız olan doğalgaza sahip çıkmak. KKTC’yi yönetecek kişinin de, doğalgaz konusunda böyle bir vizyonu olması gerektiğine inanıyorum” diye devam etti. 

‘Brexit’ten doğan fırsatlara, doğalgaz süreci ve Kapalı Maraş’ın açılmasına yönelerek Kıbrıs Türklerinin önünü açacağım’

Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde, ‘Brexit’ten doğan fırsatlara, doğalgaz süreci ve Kapalı Maraş’ın açılmasına yöneleceğinin’ altını çizen Bakan Özersay “Bugün Birleşik Krallık, AB’den çıkıyor. Bizim önümüzde eskiden olduğu gibi kendi tarımsal ve tekstil ürünlerimizi yeniden Birleşik Krallığa satabileceğimiz bir alan açılıyor. Bu süreci doğru yönetebilecek ve takip edebilecek bir vizyon şart. 1974’ten 1994’e kadar, ta ki Avrupa Birliği, Adalet Divanı, Avrupa Mahkemesi o kararı aleyhimize alana kadar, Birleşik Krallık’la ticaret yaptık. Şimdi İngiltere, AB dışına çıkınca, bu karar İngiltere için bağlayıcı olmayacak. Bu da Kuzey Kıbrıs’ta üretimi artırma ve ürünlerini ihraç etmek adına büyük bir fırsattır. Yine ekonomik belirsizliğin ortadan kalkması için Kapalı Maraş’ın KKTC yönetimi altında eski mülk sahiplerinin kullanımına açılması, eski sakinlerin haklarını gözetilerek Kapalı Maraş’ın açılması da önemli bir fırsattır. Böylece ciddi bir inşaat ve vergi alanı açılacak. Ben bütün bu hususları göz önünde bulundurarak ve bunca tecrübeme dayanarak Kıbrıs Türkünün sesini uluslararası platformlarda en etkin şekilde duyurabileceğime inanıyorum. Ayrıca KKTC’nin önündeki ekonomik belirsizlikleri de ortadan kaldırmak için hem doğalgaz, hem Brexit hem de Kapalı Maraş’ın açılması gibi fırsatları doğru değerlendirerek Kıbrıs Türkünün önünü açacağıma inanıyorum” diye ekledi.

Devamını oku

Güncel

Kasiyerin hırsızlığı kameraya yakalandı

Demirhan’da bir işyerinde kasiyer olarak çalıştığı esnada kasadan 3 bin 165 TL para ve üç karton sigara çaldığı kamera kayıtlarında tespit edilen Cumali Mert Bulut tutuklandı

Lefkoşa’da kasiyer olarak çalıştığı Oktay Off Licence isimli işyerinden para çaldığı gerekçesi ile tutuklanan zanlı Cumali Mert Bulut bugün mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren polis memuru Mehmet Bayır, olguları aktardı. Polis, zanlı Cumali Mert Bulut’un 21 Ocak 2019 tarihinde 05.05’te Demirhan’da Oktay Off Licence isimli işyerinde kasiyer olarak çalıştığı esnada kasadan 3 bin 165 TL nakit para ve 405 TL değerinde üç karton sigara sirkat ettiğini mahkemeye aktardı. Polis, zanlının aynı gün Ercan Havalimanı’ndan çıkış yaptığını ve 20 Ocak’ta KKTC’ye giriş yapıp tutuklandığını belirtti. Polis, zanlının suçlamaları reddettiğini ancak kamera kayıtlarından sigaraları çantasına koyarken görüntü olduğunu mahkemeye aktardı. Polis, tahkikatın tamamlandığını ve zanlının turist statüsünde olduğunu belirterek, tutuklu yargılanmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Temay Sağer, zanlının 15 günü aşmayan süreyle cezaevinde hükümsüz tutuklu kalmasına emir verdi.

Devamını oku

Güncel

Cezaevinde uyuşturucu partisi

Merkezi Cezaevi’nde Engin Koç’la birlikte 13 mahkûmun uyuşturucu partisi yaptığı tespit edildi

Cezaevinde uyuşturucu partisi yapılması ile ilgili olarak tutuklanan mahkûm Engin Koç bugün Lefkoşa’da mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren Polis memuru Mehmet Sevinç olguları aktardı. Polis, 6 Ocak 2020 tarihinde Merkezi Cezaevi’nde yeni bina içindeki televizyon odasında zanlı Engin Koç’un 13 mahkûmla birlikte iki adet sarma sigarayı, güvenlik kameralarında şüpheli olarak aralarında döndürerek içtiklerinin ve yapılan denetimde yerde 34 miligram ağırlığında sentetic cannabionid türü uyuşturucu madde bulunduğuna mahkemeye aktardı.  

Polis, olayın 8 Ocak’ta polisin bilgisine getirildiğini ve zanlıya 18 Ocak’ta yazılı dava tebliğ edildiğini söyledi. Polis, zanlı Engin Koç’un suçlamaları kabul etmediğini ve dün Merkezi Cezaevi’nden tahliye olduğunu belirtti. Zanlının etki edebileceği tahkikatın tamamlandığını söyleyen Polis, zanlının mahkemenin uygun göreceği teminata bağlanmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Temay Sağer, zanlının ilerde görüşülecek davasında hazır olmasını sağlamak maksadı yurtdışına çıkışının yasaklanmasına haftada 1 gün en yakın polis karakoluna ispatı vücutta bulunması, bin 500 TL nakdi teminat yatırması ve KKTC vatandaşı muteber bir kefilin 50 bin TL değerinde kefalet senedi imzalaması koşulu ile tutuksuz yargılanmasına emir verdi.

Devamını oku

Çok Okunanlar