Takip Edin

Güncel

11 Temmuz Basın Günü Resepsiyonla Kutlandı, Ödüller Verildi

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin düzenlediği 11 Temmuz Basın Günü resepsiyonu, medya başarı ve teşvik ödülleriyle hizmet onur ödülleri töreni, dün akşam yapıldı.

Kıbrıs’ta bir Kıbrıslı Türk tarafından çıkarılan ilk Türkçe gazete Saded’in 130. yıl dönümünde düzenlenen etkinliğe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Ersin Tatar, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bakanlar, milletvekilleri, bazı diplomatlar, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile Kuzey ve Güney Kıbrıs’tan gazeteciler katıldı.

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Kompleksi’nde yer alan resepsiyonda, sırasıyla Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu, Başbakan Ersin Tatar ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından ödül takdimine geçildi. TAK editörleri Özgül Gürkut Mutluyakalı ve Fezile Atüf Öksüz de “KKTC’ye Giden Yol-35 Yıl Sonra 15 Kasım 83’ü Anlatıyorlar” isimli yankı yaratan röportaj serisiyle gelen ödüllerini aldı.

ÖZUSLU

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu, Kıbrıs Türk Basını’nın 130. yaşına girdiğine işaret ederek, Kıbrıslı Türklerin devlet tecrübesinin basın tarihinden çok daha az olduğunu başka bir deyişle Türklerin bir devleti yokken Kıbrıs Türk basınının var olduğunu anlattı.

Kıbrıs Türk basınının tarihçesi hakkında bilgi veren Özuslu, “Dünle bugün, bugünle yarın arasında köprüdür basın, demokrasinin sigortası, toplumsal varoluşun garantisidir basın” diye konuştu.

Özuslu, basının herkese lazım olduğunu, basına sahip çıkmanın, topluma ülkeye sahip çıkmak olduğunu vurguladı.

Medyanın ciddi finansal sorunlar içerisinde olduğuna dikkat çeken Özuslu, gazetecilerin geçinmekte zorlandığını, devletin, basının daha iyi koşullarda çalışabilmesi için acilen alması gereken bir dizi tedbir olduğunu belirtti.

Afrika gazetesi davasında, özgürlükten yana açık tavır alan mahkemeleri de selamlayan Özuslu, bu yıl basın özgürlüğünde uluslararası düzeyde yukarılara çıkıldığını, hedeflerinin çok daha iyi seviyelere gelmek olduğunu söyledi.

Özuslu, ”Dünyayla irtibat kurulabileceğimiz en önemli özelliklerimizden birisi de, şeftali kebabı, ceviz macunu, halk danslarımız ise bir diğeri de demokratik hoşgörümüz, özgürlüklere düşkünlüğümüzdür. Bu güzellikleri bozmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi.

Sami Özuslu, basın özgürlüğü konusunda meydanı boş bırakmaya niyetlerinin olmadığını bir kez daha vurguladı.

TATAR

Başbakan Ersin Tatar da, KKTC’de basının yeri ve geleceğinin her gün tartışıldığına işaret ederek, çok sayıda tv, gazete ve sosyal medya yayıncılığının olduğunu dile getirerek, ekonomik sıkıntılara rağmen çok sesliliğin ve basın özgürlüğünün en üst seviyelerde olduğu günlerin yaşandığını belirtti.

Fedakarlık ve özveriyle çalışan herkesin basın gününü kutlayan Tatar, yıllardır basının içinde bir kişi olarak bu sektöre emek vermiş kişileri tek tek ismiyle andı.

Tatar, basının yaşayabilmesi için, sadece sermayenin değil yeteneği ve yüreğiyle kendilerini takip ettirecek kişilere ihtiyaç olunduğunu da vurgulayarak, “Aklıma beni çok severdi diyemeyeceğim Saffet Soykal geldi Allah rahmet eylesin, ne günlerimiz geçti hatta bana söylediklerinden dolayı Beyaz Şov’a bile çıktı, bunu niye anlatıyorum Kıbrıs Türk Basını’nın renklerini hatırlatmak için. Bundan sonra da böyle yetenekli renkli kişilerin yetişmesi çok önemli” diye konuştu.

Medya patronlarının bu özgürlüğü vermesi ve Kıbrıs Türk basınında şantaj haberciliğine yer olmaması gerektiğini vurgulayan Tatar, sosyal medya ortamında yer alan itham ve çirkin iftiraların Kıbrıs Türk insanına yakışmadığını söyledi.

Tatar, özgürlüğün de bir yere kadar olduğunu, herkesin haddini bilmesi, bilişim yasası ve farklı düzenlemelerle bu çirkinliklerin önüne geçmek gerektiğini belirterek, “herkes fikrini ve düşüncesini söyleyerek demokrasiye ve çok sesliliğe hizmet etmeli” dedi.

Kendi fikirlerini savunurken başkalarınınkilerine de saygı duymanın önemine dikkat çeken Tatar, Kıbrıs Türk Basını’nın haksız bir rekabet altında olduğunu dıştan gelen etkili yayınların ve buradaki maliyetin yüksekliğinin sektörü zorladığını belirtti.

Tatar, gerekli bir takım düzenlemelerle devlet desteğinin verilmesinin bu kurumların yaşatılması adına önemli olduğunu ifade ederek, “hem istihdam hem de çok sesliliği sağlamak adına esastır” dedi.

AKINCI

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise, daha nice basın günlerini kutlama temennisiyle başladığı konuşmasında, Özuslu’nun belirttiği gibi basın özgürlüğünde uluslararası düzeyde yukarılara çıkıldığını bilmekten mutluluk duyduğunu ifade ederek, bu konuda el birliğiyle çalışılırsa daha da iyi noktalara gelineceğine inandığını kaydetti.

Genellikle iktidarda, iş başında olanların eleştirilmekten hoşlanmadığına işaret eden Akıncı, “bu insan doğasında olan bir şey ancak eleştiriyle sövgüyü birbirinden ayrı tutmak lazım” dedi.

“Eleştiriden yoksun kalmış, bir iktidar hata yapmaya en müsait olan iktidardır” diyen Akıncı, dolayısıyla eleştirilerden yararlanmanın yollarını bulmak gerektiğini söyledi.

Akıncı, basın özgürlüğünde sövgüye yer olmadığının altını çizerek, “sadece fikirlerin yazılması da yeterli değil eleştiriler de yapılmalı bunların toplumsal gelişim adına olumlu etkilerinin de görülebilmesi lazım, yani bu eleştirilerden yararlanan yönetimler olmalı” diye konuştu.

Bu konuda ciddi eksiklikler olduğunu düşündüğünü yazılanların toplumsal gelişime katkıda bulunmasını istiyorsak eleştirileri ciddiye almak gerektiğini söyleyen Akıncı, “eleştirilerin gereklerini yerine getirmeliyiz” dedi.

Akıncı, son olarak bugüne denk gelen çok güzel bir olaydan bahsetmek istediğini söyleyerek, uzun zamandır birçok insanın üzerinde çalıştığı, cep telefonlarının adanın her iki tarafta da kullanılmasını sağlayan yapıya geçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şimdilik sadece ses ve kısa mesaj olarak başlayacağını ancak bunun arkasının geleceğini belirten Akıncı, bu konuya emek veren herkesi kutlayarak teşekkür etti.

Bu olayın çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Akıncı, “Düşünsenize dünyanın en ücra yerine gidip irtibat halinde kalabilirken aynı ada üzerinde irtibat sağlayamıyorsunuz. Böyle bir şey elbette kabul edilemezdi” şeklinde konuştu.

Akıncı, bu olayın bugün BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ın telefon hatlarını kullanarak Anastasiadis’le yaptıkları telefon görüşmesiyle noktalandığını anlatarak, bu gelişmenin adanın her yerinde haber yapan gazeteciler için de çok önemli olduğunu vurguladı.

ÖDÜLLER

Konuşmaların ardından ödüller dağıtıldı. 

Ödül Komitesi’nin yaptığı değerlendirmeler sonucu 2019 Medya Başarı ve Teşvik Ödülleri şu şekilde belirlenmişti:

“Yazılı Basın ve Yeni Medya Yayınları dalında:

Haber: ‘Gecikseydik vicdanımızın hesabı ağır olurdu’ başlıklı haberiyle Fehime Alasya (Yenidüzen Gazetesi).

Fotoğraf: ‘Şehit Hüseyin Ruso 55 yıl sonra sevenlerinin istediği yerde toprağa verildi’ haberinin fotoğraflarıyla Özmen Yılancılar (Kıbrıs Gazetesi)

Röportaj: ‘Kıbrıslı Türk ve Rumlar işçi hareketinin tarihine damga vurdu’ başlıklı PEO Örgütlenme Sekreteri Hristos Tombazos’la röportajıyla Tünay Mertekçi (Voice Of The Island) ve ‘KKTC’ye giden yol-35 yıl sonra 15 Kasım 83’ü anlatıyorlar” isimli röportaj serisiyle Özgül Gürkut Mutluyakalı-Fezile Atüf Öksüz (TAK)

Süreli Dergi ve/veya Gazete Eki: Kıbrıs Ekran Eki (Kıbrıs Gazetesi)

Süreli Köşe Yazısı: “Kim farklı, kim tuhaf, kim marjinal?” başlıklı yazısıyla Ali Baturay (Kıbrıs Gazetesi)

Televizyon dalında:

Haber: 7-8 Aralık 2018’deki Ciklos Sel Felaketi haberiyle Özlem Tüylüoğlu (BRTK)

Haber Programı: ‘1’inci Boyut’ programı ile Pembe Paşaoğluları (BRTK) ve Hukuksal Görüş isimli programı ile İltaç Aslım (BRTK)

Haber İçerikli Görüntü: Ciklos sel felaketinden görüntülerle Ali Cüneyt Sağdıç (BRTK)

Spor: ‘Ada balıkçısı’ programı ile Vasfi Kuni (Kanal Sim)

Radyo dalında

Eğitim/Kültür Programı: Eğitim- Kültür ve Tarih programıyla Amber Eker (Radyo Vatan)

Özel Ödüller:

Genç Yetenek Özel Ödülü: Evrim Kamalı (Kamalı Haber Ajansı), Dila Şimşek (Yenidüzen), Özlem Çimendal (Haberci Gazetesi)

Barış Gazeteciliği Özel Ödülü: AGİT Basın Özgürlüğü Ofisi; Kıbrıs’taki barış gazeteciliğine maddi ve manevi katkılarından dolayı Kyrakos Cambazis (Kıbrıs Gazetesi) ; Alternatif Gazetecilik odaklı yayınlarıyla, yeni medya olanaklarını yaratıcılıkla kullanarak, Kıbrıs’ta barışçı düşünceye katkıda bulunduğundan dolayı Gazedda Kıbrıs.

Medyada Hakan Çakmak Kültür/Sanat Ödülü: ‘Şehit Erdoğan Rifat anısına, Hayat Bazen Tatlıdır – Abdülazim Aziz Topluluğu’ isimli yapıtla Ogün Erciyas (BRTK), dünya müzikleri hakkında ürettiği geniş bilgi verici radyo programları ile fark yaratmasından dolayı Engül Atamert (BRTK)

Gazetecilik Mesleğine Katkıdan Bulunan Akademik Çalışma Ödülü: ‘Kıbrıs Türk Yazılı Basınında Çocuğun Temsili’ başlıklı tezi dolayısı ile Sultan Emre (Lefke Avrupa Üniversitesi)

HİZMET ONUR ÖDÜLLERİ

KTGB Yönetim Kurulu da bu yıl 15 kişiye “Hizmet Onur Ödülü” verilmesini kararlaştırmıştı. KTGB üyeleri arasında yapılan değerlendirmede, 25 fiili yılını doldurmuş ve “onur ödülü” almaya hak kazanmış 80 civarında gazeteci bulunduğu belirlenmiş, basın kartının alınış tarihi ve yaş kriterlerini de dikkate alarak, bu yıl ödül verilecek üye sayısını 15 kişiyle sınırlanmıştı.

Buna göre “Hizmet Onur Ödülü” alan KTGB üyeleri şöyle:

“Fatma Kişmir, Cafer Özsoykal, Mustafa Evliya, Ayşe Aydın, Kozan Pakkaner, Işın Dervişel, Hüseyin Yalyalı, Zafer Kodan, Mete Tümerkan, Abdullah Suiçmez, Ahmet Hacıvelioğlu, Şifa Hacet, Yeşim Özgencil, Hüseyin Kıral, Raziye Kocaismail”.

Haber: Arzu Köprülü – Fotoğraf: Erol Uysal /TAK

Devamını oku

Güncel

Altınbaşlar’a üçer gün tutukluluk

Aralarında ünlü iş adamı Vakkas Altınbaş’ın da bulunduğu 7 kişi 1 günlük tutukluluğun ardından bugün yeniden mahkemeye çıkarıldı.

Girne’de sahte evrak meselesi ile ilgili tutuklanan 7 kişiden Mehmet Akacan ve Mehmet Şefik Ormancı teminatla serbest bırakılırken, Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş, Ahmet Bayraktar, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğulları, 3 gün daha tutuklu kalacak.

Ayrıntılar az sonra

Devamını oku

Güncel

İki yıldır kaçak yaşıyorlardı

Lefkoşa’da ülkede kaçak olduğu belirlenen zanlılar Mohammad Shahabul Alam ve Lokman Hosen tutuklanarak bugün mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede mesele ile ilgili şahadet veren Polis Memuru Coşkun Küçük, olayla ilgili bulguları aktardı. Küçük, huzurda bulunan zanlılar Mohammad Shahabul Alam ve Lokman Hosen’in 07.09.2017 itibaren ülkede kaçak olarak kaldığının tespit edildiğini söyledi. Polis, tutuklanan zanlıların ülkemizde bulunduğu süre zarfında ne yaptığının araştırılabilmesi için ilk etapta 2 gün poliste tutuklu kalmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Temay Sağer, zanlıların 2 gün tutuklu kalmasına emir verdi. (Kamalı Haber) –

Devamını oku

Güncel

“Geri adım atmayacağız. Herkes hesap verebilmeli”

Halkın Partisi (HP) Genel Sekreteri Yenal Senin, “Dokunulmazlık ve Şeker Sigorta’da olduğu gibi; bildiğimiz tüm konularda irademizi ortaya koyuyoruz. Koymaya da devam edeceğiz. Geri adım atmayacağız. Herkes hesap verir konumda olmalı. Temennim böyle olayların hiç olmamasıdır ama olursa da iz üstündeyiz.” dedi

Senin, Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik daha net bir açıklamanın tahmini olarak bir ay içinde yapılabileceğini kaydetti.Senin, “Tüm görüşler harmanlanacak ve ona göre Parti Meclisi’nde bir karar çıkacak” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle ülkede bir hükümet krizi olmayacağını da belirten Senin, “Bunu birbirimize ve halka yapma lüksümüz yoktur. Ülkeye ekonomik istikrar gerekiyor. Bu ülke bir erken seçimi kaldırır mı çok emin değilim. Şu an bir erken seçim havası da yoktur” şeklinde konuştu.

Senin, katıldığı televizyon programda gündemi değerlendirdi.

Cumhurbaşkanlığı seçimini parti içinde konuştuklarını belirten HP Genel Sekreteri Yenal Senin, partideki her üyenin eşit söz söyleme hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Senin, “Genişletilmiş parti meclisi toplantısı yaptık. Daha önce de parti kurucu üyeleriyle parti meclisi toplantısı yaptık. Geçen hafta parti merkez yürütme organı üyeleri her biri farklı ilçelere giderek ilçe yönetim kurullarıyla görüşme yaptı” dedi.

Tüzük gereği kararı Parti Meclisi’nin vereceğini anımsatan Senin, “Tüm görüşler harmanlanacak ve ona göre Parti Meclisi’nde bir karar çıkacak. Tahmini bir ay içinde daha net bir şey söylemek mümkün olacak” konuştu.

“KUDRET ÖZERSAY BİÇİLMİŞ KAFTANDIR”

Senin, şu değerlendirmelerde de bulundu:

“Karakteriniz, duruşunuz, diplomasi yeteneğiniz, müzakerecilik geçmişiniz, tecrübeniz, dinamik olmanız önemlidir. Bu değerlere baktığınızda, benim ve çoğu insan için, tıpkı 2015’te de bu mesajı gördüğümüz gibi, Kudret Özersay biçilmiş kaftandır. Gönlümde yatan aslan bellidir. Halkın Partisi, seçime girerse kazanma potansiyeli en yüksek partilerden biridir. Başkan Kudret Özersay en güçlü adaylardan biridir. Bunu sokaktaki vatandaş söylüyor. Kudret Özersay bu seçime girer ve kazanırsa bu ülkede bir şeyler değişecektir. Cumhurbaşkanlığı makamında da farklı bir durum söz konusu olacak. Cumhurbaşkanlığının anayasal yetkilerinin daha çok kullanıldığı, ülkenin iç konularına duyarlılığın daha fazla olduğu, dış politikada daha görünür olduğu bir dönemi göreceğimizi ümit ederim. Geçtiğimiz dönem de bunu gösteriyor. Beklentim bu yöndedir. Farklı işbirliği modellerinin konuşulacağı bir döneme de girilecektir.”

Genel Başkan Kudret Özersay’ın seçimi kazanması halinde HP’nin pozisyonunda bir değişiklik olmayacağını da kaydeden Genel Sekreter, partinin programına sadık şekilde siyaset sahnesinde olmaya devam edeceğini belirtti.

Senin, hükümete hangi siyasi parti gelirse gelsin bir yıpranma süreci yaşayacağını, yapılamayan ya da geç kalınan her konunun partinin aleyhine olabileceği gibi icraatların bir artıya dönüşebileceğini kaydetti.

“KIBRIS TARİHİNDE İLK KEZ BU KADAR PROAKTİF BİR DIŞİŞLERİ BAKANI GÖRDÜK..”

Kıbrıs tarihinde ilk kez bu kadar proaktif bir Dışişleri Bakanı gördüklerini söyleyen Senin, “Ortaya argüman koyan, dış temaslarda bulunan, doğalgaz sürecinde inisiyatif alan, Maraş konusunda atılım yapan, Güney’le işbirliği konusunda girişimlerde bulunan bir Dışişleri Bakanımız var. Bunu toplum da görüyor. Yıpranma olur ama kazanma da olur” dedi.

“ANKETLERLE İLGİLİ ÇOK YORUM YAPMIYORUM”

Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik yapılan anketlere çok takılmadığını söyleyen Senin, şunları da ekledi.

“Bunu 2015’te de yaşadık; yüzde 4-7 bandında gösterirken sonuç yüzde 21,5 oldu. ‘Halkın Partisi sosyal medyada doğdu o nedenle çok oy almayacak, sandığa yansımayacak’ denildi, yüzde 17,5 oranında oy aldı. Anketlerle ilgili bu nedenle çok yorum yapmıyorum. Biz de anket yapıyoruz. Bu toplumu daha iyi tanıyan, bu toplumun yetiştirdiği insanlarla çalışıyoruz. Veriler geliyor. Elimizdeki veriler iyi bir noktada olduğumuzu ve belli bir kesime doğrudan hitap ettiğimizi gösteriyorsa bu bizi memnun eder. Burada durmak da yeterli değildir, hep bir adım daha öteye nasıl gidebiliriz onu düşünmek lazım.”

“CUMHURBAŞKANLIĞI NEDENİYLE ÜLKEDE BİR HÜKÜMET KRİZİ OLMAZ”

Her parti gibi UBP’nin de bir aday çıkarabileceğini bunu bir hükümet krizine bağlamayı doğru bulmadığını söyleyen Genel Sekreter, hükümette zaman zaman doğal olarak farklı sesler olsa da, uyumlu bir süreç yaşandığını belirtti:

Senin, “Cumhurbaşkanlığı nedeniyle ülkede bir hükümet krizi olmaz. Bunu birbirimize ve halka yapma lüksümüz yoktur. Ülkede ekonomik istikrar gerekiyor. Bu ülke bir erken seçimi kaldırır mı çok emin değilim. Şu an bir erken seçim havası da yoktur” dedi.

“CUMHURBAŞKANLIĞI KONUSUNDA DA BENZER BİR KARA PROPAGANDA YAPILIYOR”

“Dörtlü koalisyonun Türkiye’nin isteği üzerine bozulduğunu, UBP ve HP’nin Cumhurbaşkanlığı özelinde anlaştığını, Türkiye’nin hemen kaynak akışını sağlayacağını” iddia edeni bir güruh olduğunu da söyleyen Senin, Cumhurbaşkanlığı konusunda da benzer bir kara propaganda yapıldığını belirtti.

Senin, “İlk günden söyledik; biz Cumhurbaşkanlığı seçimini iki parti arasında müzakere konusu etmedik. Müzakerelerin hepsinde bulundum ve bu konunun asla konuşulmadığını söyledim ama bu da manipüle edildi. Günün sonunda; söylemlerimizin doğru olduğu ortaya çıktı” dedi.

Yenal Senin, 2020’deki projeler için daha fazla katkıya ihtiyaç olduğunu da söyledi.

“GÜVENLİ YOLLAR BAĞLAMINDA ADIM ATMAMIZ GEREK. BU KONUYU BİRAZ DAHA İYİ ÇALIŞACAĞIZ”

Senin şunları ekledi:

 “Son zamanlarda artan trafik nüfusu ve trafik kazaları bizi daha güvenli yollar bağlamında adım atmamız gerektiğini gösteriyor. Bu konuyu biraz daha iyi çalışacağız. Konu sadece Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’yla ilgili de değildir. Girne’deki okul eksikliği yıllardır söyleniyor. Sağlıktaki durum, ilaç alımındaki sıkıntılar ortadadır. Kısaca kamuya hizmet edilen her alanda belli başlı sıkıntılar var. Turizmle, yükseköğretimle, adil vergi sistemiyle mali gelir kaynağını artırmak zorundayız.”

Verdikleri sözlerin arkasında olduklarını söyleyen Genel Sekreter, hükümetin 300 günlük bir proje ve vizyon ortaya koyduğunu hatırlatarak, bahsi geçen konuların takipçisi olduklarını vurguladı.

“EN ÖNEM VERDİĞİMİZ YASA KAMU REFORMUDUR”

Senin, şu açıklamalarda da bulundu:

“Parti içinde de gerekli baskıları yapıyoruz. İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, İkamet ve Vizeler Tüzüğü’nü 56 yıl sonra revize edebildi ve hayata geçti. Bunun yanı sıra ‘Nerden Buldun Yasası’ olarak bilinen Mal Beyanında bulunma yasasının çalışmalarını hukukçularımızla tamamladık. 2020 bitmeden bunun geçmesini istiyoruz. En önem verdiğimiz yasa kamu reformudur. Her seçimde seçim manifestolarına yazılır, hiç değişmez, 5 yıl sonra başka bir seçimde yeniden yazılır. Biz bu ezberi istemiyoruz. Biz bu göreve bunun için gelmedik. Sözümüzü tuttuğunuz kadar bu siyasette kalırsınız. Kamu reformu komitesinin başkanı Jale Refik Rogers’tır ve canla başla çalışıyor. 2020 hedef projemizdir, hükümet programında birinci madde olarak yer alıyor.

Bir diğer önem verdiğimiz proje de belediyeler reformudur. Evet belki tepki olacak ama 28 belediye var. Popülizmden dolayı plansız şekilde yapılan, gelir dağılımı hiç düşünülmemiş. 2020’de borcu olan belediyelere yapılacak katkı bloke olacak. 2020 Ocak sonu belediyelerde kriz bekliyoruz. Biz radikal değişiklik yapılması gerektiğini, böyle gitmeyeceğini daha önce de söylemiştik. Reform kaçınılmazdır.”

“GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

Genel Sekreter Senin, şu değerlendirmede de bulundu:

“Dokunulmazlık ve şeker sigortada olduğu gibi; bildiğimiz tüm konularda irademizi ortaya koyuyoruz. Koymaya da devam edeceğiz. Geri adım atmayacağız. Herkes hesap verir konumda olmalı. Temennim böyle olayların hiç olmamasıdır ama olursa da iz üstündeyiz.”

Devamını oku

Güncel

“Yollar savaş alanına döndü”

Trafikte Güvenli Yaşam Derneği, Ulaştırma Bakanlığı’nın trafik konusunda verdiği sözlerin hiçbirinin yapılmadığını, Bakanın uzmanlar yerine rant çevrelerini tercih ettiğini, eğitim müfredatına girecek kitapların da hâlâ müfredata konmadığını vurguladı

Bir grup sivil toplum örgütü, trafik sisteminin bir an önce toplumun sağlığı, güvenliği ve refahına hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmesi talebinde bulundu. 

Trafikte Güvenli Yaşam Derneği (TGYD), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kooperatif Görevlileri Sendikası (KOOP-SEN) ve Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) eğitim, denetim ve trafik mühendisliğinin bir bütün olarak çalışacağı trafik güvenlik sistemi mücadelesinin süreceğini açıkladı.

KTOEÖS’te bugün bir araya gelen 5 örgütün temsilcileri, trafikte ehliyet sistemi, trafik kuralları, yol standartları gibi birçok konuda eksik ve hata bulunduğuna işaret ederek, sistem değişikliğine ilişkin görüşlerini aktardı.

“2018’DE SÖZ VERİLEN UYGULAMALARIN HİÇBİRİ YAPILMADI”

Sendika yetkilileri, toplantıda yaptığı açıklamada, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın TGYD ile birlikte hazırlanan ve 21 Mayıs 2018’de “Trafik Güvenliği ve Ulaştırma Sistemi” basın toplantısında hayata geçirileceği söylenen uygulamaların hiçbirinin yapılmadığına işaret etti. Bakanın, işin gerçek uzmanları yerine bazı rant çevrelerini tercih edip, bu çevrelerin menfaatlerine yönelik hareket ettiği iddia edildi.

Araç muayene hizmetinin Avrupa Birliği (AB) uzmanlarının önerilerine tamamen ters olarak, tek bir şirkete verilerek özelleştirilmesinin planlandığını ileri süren örgütler, bu değişikliğin devleti ciddi bir mali kaynaktan mahrum edeceğini savundu.

TGYD Başkanı Taner Aksu, basın toplantısında yaptığı konuşmada, trafik güvenlik sisteminin oluşamamasından dolayı yolların adeta “savaş alanına” döndüğünü söyledi.

Trafiğin 3E olarak nitelendirilen “Eğitim, Denetim ve Trafik Mühendisliği” ayakları bulunduğuna işaret eden Aksu, TGYD ve KTÖS iş birliğiyle hazırlanmış anaokul ve ilkokul 1-2-3. sınıfların eğitim müfredatına girecek kitapların hâlâ müfredata konmadığının altını çizdi.

Trafik Güvenlik Sistemi’nin hayata geçmesinin tek istekleri olduğunu belirten Aksu, “Son 20 yılda bu sistem oluşturulmuş olsaydı, yüzlerce ölümün önüne geçilmiş olurdu” diyerek, hükümet ve Meclis’e duyarsızlık eleştirisinde bulundu.

Hazırlanan ortak basın bildirisini okuyan TGYD Başkan Yardımcısı Hüseyin Sevay, adeta savaş alanına dönen trafikte 3E’ye dayalı, hayat kurtaracak ve kalıcı sakatlıkları önleyecek bir sistemin oluşması gerektiğini, aksi halde yapılanların hiçbir insani amaca hizmet etmeyip, toplumun ölüm ve kalıcı sakatlıkları saymaya devam edeceğini vurguladı. 

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanının, 21 Mayıs 2018’de üzerinde mutabakata varılan konularla ilgili konuşurken verdiği sözlerin hiçbirini tutmadığını savunan Sevay, bunun yerine bazı rant çevrelerini tercih ederek, onların menfaatlerine yönelik adımlar atıldığını iddia etti.

Sevay, araç muayene hizmetinin Avrupa Birliği (AB) uzmanlarının önerilerine tamamen ters olarak, tek bir şirkete peşkeş çekilerek özelleştirilmesinin planlandığını, bu özelleştirmenin, devleti ciddi bir mali kaynaktan mahrum ederken hayal edildiği şekilde bir hizmet kalitesi de sağlamayacağını belirtti.

Hüseyin Sevay, araç muayene hizmetinin, AB uzmanlarının önerdiği gibi, özel bir şirket tarafından değil de, AB’nin yardımlarıyla devletin oluşturacağı yeni bir sistemle vermesi gerektiğini kaydetti.

Sevay ayrıca, 2020 yılı başında yürürlüğe girmesi için Bakanlar Kurulunca düğmeye basılan “Sürüş Eğitim İzni ve Sürüş Ehliyetleri Sağlık Tüzüğü” ile AB yasalarına uyum kisvesi altında ilgili AB direktifinde var olmayan ağır şartlar getirilerek, her yeni ehliyet alma ve yenileme durumunda tüm sürücülerden sağlık raporu isteneceğini; böylelikle zaten çalışmayan sağlık sistemine gereksiz bir yük daha bindirilerek, özel sağlık kuruluşlarının rant kapısı haline getirileceğini iddia etti.

TGYD Başkan Yardımcısı Sevay, yeterli hiçbir altyapı yokken ve polis yeterince en temel denetimleri dahi yapamazken polise uyuşturucu denetimiyle ilgili sorumluluk yüklenmeye çalışılmasının tamamen yanlış olduğunu kaydetti.

Sevay şöyle devam etti:
“2017 yılının ortasında toplum tarihimizde ilk kez meclis bünyesinde trafik güvenliği üzerine çalışmalar yapmak üzere özel statüde bir komite kurulmuştu. Bu komitenin altında daimî görev yapmak üzere TGYD’den bir profesyonel trafik mühendisi ve bir akademisyen, Doğu Akdeniz Üniversitesinden ise bir akademisyenden oluşan bir uzman danışman grubu seçilmişti. Bu çalışmalar yolunda devam ederken hükümetin değişmesi üzerine tüm çalışmalar durdurulmuş ve bir sonraki hükümet döneminde Meclis İçtüzüğüne rağmen bu komite yeniden canlandırılmamıştı.
Uzun bir çalışma sürecinin ardından TGYD ve KTÖS iş birliği ile hazırlanmış ve Telsim sponsorluğu ile bastırılıp Eğitim Bakanlığına teslim edilmiş anasınıf ve ilkokul 1-2-3. sınıf trafik güvenliği eğitimi kitapları hala müfredata konmamıştır. Unutulmamalı ki trafik güvenliği eğitimi 3E sisteminin vazgeçilmez parçalarından biridir.

Ehliyet sistemi, trafik kuralları, yol standartları gibi birçok konuda sayısız eksiği ve hatası bulunan trafik sistemimizin bir an önce toplumun sağlığı, güvenliği ve refahına hizmet edecek şekilde yeniden tasarlanması gerekmektedir. Reform şarttır. Bunu yapmak bir seçenek değil, bir mecburiyettir. Ciddi ve istikrarlı adım atılmadığı her gün toplumumuz için bir kayıp olmaya devam edecektir.
Burada bir araya gelmiş örgütler olarak eğitim, denetim ve trafik mühendisliğinin bir bütün olarak çalışacağı bir trafik güvenliği sistemi için vermekte olduğumuz mücadeleyi sürdüreceğiz. Hak ettiğimiz trafik güvenliği sistemine kavuşmamız için halkımızın da sesini yükseltmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz.”

ELCİL

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, konuşmasında, çok yoğun çalışmalarla Avustralya’daki sistemi örnek alarak hazırladıkları trafikle ilgili eğitici kitapların önce Kemal Dürüst, sonra Özdemir Berova ve ardından Cemal Özyiğit’e sunulduğunu ve söz alındığını fakat bu kitapların müfredata halen sokulmadığını belirtti.

TGYD’nin öğretmenlere kitaplarla ilgili kurslar da verdiğini hatırlatan Elcil, “Buna karşın bakanların ilgisizliği ve umursamazlığı kitapların eğitim müfredatına konulamamasını getirdi” dedi. Elcil her geçen gün insan hayatının trafikte daha büyük bir tehlikeye girdiğini, özellikle bir başka derneğin etkisiyle alımı sağlanan ve olur olmaz yere dikilen sabit hız tespit radarlarının devlete ek gelir kapısı olarak hizmet verdiğini, bunun yerine sürücülerin trafikteki hata yapmasının engellenmesi gerektiğini ifade etti.

Ciklos’ta geçen yıl selli yağmur sırasında sulara kapılarak hayatını kaybeden 4 kişiyi hatırlatan Elcil, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın bu konuda sorumluluğu olduğunu savundu.

 Elcil, yetkililerin açılan soruşturmalarda sorumluluktan kaçtıklarını ve devletin olayda sorumluluğu bulunan kişilerle ilgili herhangi bir adım atmadığını ifade etti.

Birilerine rant sağlamak için yollara konulan aydınlatma ışıklarının kavşakları ve yolları aydınlatmaya yetmediğini savunan Elcil, Ercan-Çukurova arasındaki yolun 10 gündür “yamalama yapılacağı” gerekçesiyle kapalı tutulduğunu ve Devletin 10 günde “yamalamayı” bitiremediğini söyledi.

Yetkililerin birilerine rant sağlama, peşkeş çekme ve kâr sağlama amacında olduklarını iddia eden Elcil, bundan dolayı oluşan tüm stresi ve zararı toplumun çektiğini söyledi.

Devamını oku

Güncel

Tam bir trafik canavarıymış!

Lefkoşa Güzelyurt anayolunda 269 promil alkol alıp direksiyon başına geçen ve 200 km hızda giderken Yılmaz çiftinin aracına çarparak ölümlerine neden olan Mustafa Ürcan’ın, aynı araçla bugüne kadar 15 kez kaza yaptığı ortaya çıktı

Lefkoşa Güzelyurt anayolunda 2 Kasım akşamı trafik kazasında Devrim Yılmaz ve eşi Seda Suat Yılmaz’ın aracına çarpan zanlı Mustafa Ürcan’ın vukuatları bununla sınırlı olmadığı ortaya çıktı.

Gazeteci Levent Özadam, Mustafa Ürcan’ın daha önceden 15 ayrı kazaya karıştığını yazdı.

Özadam’ın yazısına göre zanlı Mustafa Ürcan 2014 yılında 4 kaza yaptı.

2016’da 2 kazası var. 2017 yılında da 5 kaza gösteriyor liste.

2018’de 1 kazası var! 2019 yılında ise 3 kazası…

Mustafa Ürcan’ın kazaların hepsini de MH 313 plakalı araçla yaptığı ortaya çıktı.

Son kazasında ise 269 promil alkol aldıktan sonra, yani neredeyse bir şişe rakı içtikten sonra aracına binen ve 200 km hızda giden Mustafa Ürcan, Devrim Yılmaz ve eşi Seda Suat Yılmaz çiftine çarparak ölümlerine neden olmuştu.

Mustafa Ürcan, dün çıkarıldığı mahkemede davaları görüşülünce kadar üç ayı geçmemek kaydıyla cezaevine gönderilmişti.

Devamını oku

Çok Okunanlar